'Çalıyor ama çalışıyor' dememek lazım!
30 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapıyorum, sayısız haber yaptım. Bu haberlerin içinde yolsuzluk, dolandırıcılık haberleri de az değildi.
Her gazeteci için kamuda yaşanan rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma haberleri çok önemlidir. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen namussuzları deşifre etmekten daha önemli bir şey yoktur biz gazeteciler için. Babam olsa tanımam derler ya, aynen öyle. Yeter ki belgelerimiz olsun, sağlam olsun, gerçek olsun.
Bu ülkede yaşayanlar, sayısız yolsuzluk olayına da yine biz gazetecilerin çabaları sayesinde öğrendiler. Bankaların içini boşaltıp hortumlayanlardan tutun da ihaleleri peşkeş çekip cukkalarını dolduranlar, Civangate, İSKİ skandalları, TÜRKBANK ihalesi v.s. say say bitmez.
Son dönemlerin bence en ilginç yolsuzluk olaylarından birisi ise devleti 100 milyon lira dolandıran eski Merkez Bankası Yardımcısı Emrah Şener'in adının karıştığı skandaldı. Bu olayın en ilginç yönü ise, bizim en yüksek banknotumuz olan 200 liranın üzerinde bu adamın imzasının bulunuyor olmasıydı.
Zaman zaman her kesimde 'muazzam bir çürüme var' diyorum ya. Samimi söylüyorum çürüme var derken bu kadarını ben de beklemiyordum. Paramızda imzası olan bir adam meğer devleti dolandırıyormuş düşünebiliyor musunuz.?
Bunların dışında faturaları şişirenler, özel hastanelere akıtılan haksız paralar, hayali alımlar, şişirilmiş fiyatlar, gizli çıkar ilişkileri, rüşvet…
İşin kötü tarafı ise bu adamların........
