Fiyat Artışlarının Arkasındaki Gerçek Maliyetler
Bir ürünün fiyatı arttığında çoğu zaman ilk soru şudur: “Esnaf mı fazla kazanıyor?” Oysa etiketteki fiyat artışının arkasında, çoğu zaman işletmenin tek başına kontrol edemediği çok sayıda maliyet kalemi vardır.
Bir markette 100 TL’ye satılan bir ürünün fiyatını düşünelim. Bu fiyatın içinde sadece üreticinin veya satıcının kârı yoktur. Hammadde, işçilik, enerji, kira, nakliye, finansman, vergi, ambalaj, bakım-onarım ve fire gibi birçok unsur vardır.
Örneğin bir gıda işletmesi için un, şeker, yağ, süt veya ambalaj malzemesi pahalanırsa üretim maliyeti doğrudan yükselir. Ürünün fabrikadan çıkmış olması da maliyetin bittiği anlamına gelmez. Nakliye gideri, akaryakıt fiyatı, depolama, soğuk hava zinciri, market rafı, çalışan ücretleri ve işyeri kirası da satış fiyatına yansır.
İşletmeler açısından en ağır görünmeyen maliyetlerden biri de finansmandır. Malını peşin alan, ancak ürününü vadeli satan işletme; aradaki dönemde kredi kullanmak veya kendi sermayesini bağlamak zorunda kalır. Faiz oranları yüksek olduğunda, işletmenin satış yapabilmesi için katlandığı finansman yükü de ürün fiyatına eklenir.
Basit bir örnek verelim: Bir işletmenin 1.000 TL’ye aldığı malın üzerine 100 TL nakliye, 80 TL işçilik, 70 TL kira ve enerji payı, 50 TL finansman gideri ve 40 TL vergi yükü eklendiğinde gerçek maliyet 1.340 TL’ye çıkar. İşletme bu malı 1.400 TL’ye sattığında görünen 400 TL farkın tamamı kâr değildir. Gerçek kâr, çoğu zaman düşünüldüğünden çok daha sınırlıdır.
Enflasyon dönemlerinde ayrıca “yerine koyma maliyeti” önem kazanır. İşletme bugün sattığı malı, yarın aynı fiyattan tekrar satın alamıyorsa; sadece bugünkü alış maliyetine göre fiyat belirlemesi, sermayesinin erimesine yol açar. Bu nedenle satıcı, yeni malı hangi bedelle yerine koyacağını dikkate almak zorundadır.
Elbette her fiyat artışı haklı değildir. Haksız ve fırsatçı fiyat uygulamaları denetlenmelidir. Ancak bütün fiyat artışlarını yalnızca satıcının yüksek kâr isteğiyle açıklamak da ekonomik gerçeği eksik okumaktır. Kalıcı çözüm; üretim maliyetlerini düşürmek, finansmana erişimi kolaylaştırmak, lojistik altyapıyı güçlendirmek, vergi sistemini sadeleştirmek ve öngörülebilir bir ekonomik ortam sağlamaktır.
Vatandaş için önemli olan yalnızca etiket fiyatı değildir; o fiyatın nasıl oluştuğudur. Çünkü maliyetler kontrol altına alınmadan fiyatlarda kalıcı istikrar sağlamak mümkün değildir.
Ciro artışı, gerçek kazanç değildir
Bir esnafın geçen yıl 1........
