We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şenlikli direniş sanatı

31 7 1
02.09.2021

Mengene her gün daha da sıkıştırılırken, birlikte gülmek şurada dursun, memleket sınırları dahilinde tebessüm mumla aranırken Ferhan Şensoy direnişi toplu şenliğe çevirdi 40 yıl boyunca. İzleyicisini, okuyucusunu adeta kahkaha makinesine ve böylece hayata bağladı.

Kabul etmediği şeylere karşı durmanın, reddetmekten öte onları alt edebilmek olduğunu gösterdi Ortaoyuncular’la. Bunun eğlencesi, mutluluğu, kazancıyla birlikte her şeyden önce kendi enerjisini ürettiğini ortaya koydu: Elliyi aşkın oyun yazdı. Hepsini bilfiil yönetti ve oynadı.

Gerçek bir dünya rekoru.

Oyunların yanı sıra yine şenlikli direnişin yaratıcılığını, enerjisini taşıyan yirmi dolayında kitap var önümüzde. Bu büyük verimle birlikte kendi adıyla anılacak bir dil ve bakış getirdi; Ferhanca’yı yarattı.

Oyunlarında ve yazdıklarında geliştirdiği yaklaşımla, sözcükleri ve söz dizimlerini dönüştürmekle sınırlı değil Ferhanca. Üretim süreci, biçim ve ilişkileri de dahil buna. Kısaca söylemek gerekirse, geleneği güncelleyerek sürdürme ve değişim olarak özetlenebilir onun yaklaşımı.

İşin tiyatro sanatına, tekniğine ilişkin tarafını ilgililer, uzmanlar değerlendirecektir. Bize, izleyiciye yansıyanlara baktığımızda, en başta geleneği sahiplenmenin teknik ve pratikle birleştiğini görürüz. Ortaoyuncuları adı üstünde, geleneksel tiyatroyu bugüne taşıma yaklaşımını, iddiasını ortaya koyar. Burada ilişkilerine daha yakından bakacağımız Haldun Taner rehberlik edecektir ona.

Uygulamada “tuluat”ı epik ve doğaçlamaya taşırken sahneyi paylaştıklarıyla da sahiplenir ve sürdürür geleneği: Münir Özkul’la, Erol Günaydın’la çalışması, Tuncel Kurtiz’e tiyatrosunu açması bunun somut göstergeleri. Usta–çırak geleneği yönünden ya da artık semt olarak da neredeyse unutulan vefa denen şey yönünden bakın… Ayrıca, sürdürülen/sürdürülebilir gelenek ve kendini yeniden üretme, ustalara saygının yanı sıra kaynak yaratmayı da, kurumsallaşmayı da getirir: Nöbetçi Tiyatro, Ortaoyuncuları’nı aynı zamanda bir okula dönüştürmüştür.

Geleneği sahiplenme ve güncellemeye fiziksel nihayet mekanı da ekleyelim: Ses 1885, bugün Beyoğlu’nda kalan tek tiyatro salonu!

Ferhan Şensoy’u oyunları dışında bir kez izledim: 14 Mart 2005’de, Şehir Tiyatroları’nın Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde. O geceyi anlatırken, “en kısa ama bence en büyük, en gerçek oyununu oynadı” demişim: Topu topu beş dakika bile kalmamıştı sahnede. Ama o alıştığımız; seyirciyi pek takmaz görünen, handiyse salona tepeden bakan,........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play