We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kültür savaşından sokak infazına

55 16 45
05.09.2021

Kültür savaşı kavramı 2010 sonrasında dilimize dolanmaya başladı. Geride kalan on yıl boyunca kavram farklı tonlarda hecelendi, çoğunlukla da farklı sözcüklerle telaffuz edildi. Sonuçta ortada kültür mültür kalmadı, yumruklar, sopalar konuşuyor epeydir.

Başlarda savaş yerine bir ara sol literatürden ithal hegemonya, sonrasında çıplak ve hedefe yönelik olarak sıklıkla iktidar sözü yeğlendi. Bu yönde epey kalem oynatıldı, kağıt tüketildi, dergiler çıkarıldı, TV programları–dizileri yapıldı, halen de yapımlar dört koldan sürüyor. Keza dijital platformlar için ekipler-klavye canavarları yetiştirildi, siteler açıldı. Bu mesai –daha doğrusu savaş da son hız devam ediyor, Tik Tok dahil!

Gelinen noktadaysa kültür sahneden çekildi, söz olarak da dolaşımdan çıktı. İş sokağa taşındı. İlk zamanlar kullanımından itinayla kaçınılan savaş sözü aslına rücu etti: Yumruğa, sopaya, pusuya döküldü iş.

30 Ağustos’ta Güvenç Dağüstün’ün konser sonrası uğradığı saldırı bunun son örneklerinden. İstanbul Kadıköy’deki bu yumruklu saldırının ardından kadına yönelik şiddete karşı çalışma yürüten CHP’li kadınların üstüne Çanakkale’de otomobil sürülmesiyle “savaş”a motorlu araçlar da dahil edilmiş oluyor!

Önümüzdeki süreçte neler çıkacak karşımıza, düşünmeye değer. Kültür savaşının pusuya ve sokak infazlarına dönüşme sürecini genel hatlarıyla anımsayarak başlayalım. İlk söz olarak, bu sürecin sadece bize, buraya mahsus olmadığını belirtelim. Örneğin Amerika’da yerli ve millici hareketin başını çeken, Trump’ın başkan seçilmesinde etkin kampanya yürüten ve onun iletişim danışmanı olarak Beyaz Saray’a taşıdığı Steve Bannon’ı daha önce burada konu........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play