We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eşkıya hastalığı ya da hükümdarlığı

34 6 0
08.07.2021

Bir kamera, bir tripota yenileceksiniz sloganıyla başlayan yeni medya – yeni siyasal iletişim uygulaması epeydir görüntüsüz olarak Twitter üzerinden devam ediyor.

Mecra değişiminde anlatıcının ses ve görüntüsü olmayınca hikaye çok şey kaybediyor. Ama anlatıcı yer yer perde arkası gazeteciliğinden, yer yer eskilerin cinai roman dediği polisiye tekniğinden yararlanarak ve bunları kendine özgü dille birleştirerek açığı kapatıyor.

Peker, başlı başına cazibesi olan perde arkası ifşaatçılığı yeri geldiğinde konu ettiği kişilere, yeri geldiğinde izleyicilerine doğrudan seslenerek adeta yazı yoluyla konuşmaya çevirerek etkisini sürdürüyor. Öyle ki, bizzat savunma mesleğini seçen avukatlar, baro seçimlerinde kendisine oy vererek onu hak savunucusu olarak tescilliyor, ödüllendiriyorlar.

Ya da buyurun hukukun cenaze namazına, diyorlar.

***

Sedat Peker’in var kalma mücadelesiyle yaşadığı zorunlu dönüşüm ve bu doğrultuda yapıp ettikleri, kimleri ve neleri ifşa ettiğinden daha fazla incelemeyi, tartışmayı gerektiriyor. Devlet – iktidar bloğu için sınır ötesi her tür hizmetten, bu sayede kişi ve kurumlara çıkar amaçlı faaliyetlerin perdelenmesinden yerine göre silahlı siyasal hedeflere yönelik saldırılar örgütlemekten bizzat kendi can ve mal güvenliği için topluma, kamuya sığınma çabası var bu dönüşümde. Devlet – iktidar gücüne yaslanan yeraltı ilişki ve faaliyetlerden dijital medya üzerinden kamusallık ve meşruiyet kazanma arayışı var.

İki ayı aşkın zamandır aralıklarla taraf kılındığımız Peker’in hikayesi, biliyoruz ki anlatılanlardan çok anlatılmayanlarıyla bizim de hikayemiz.

Ne var o hikayede?

Kişisel itiraflarından başlayalım: Sipariş üzere medya kuruluşları ya da kişilere yönelik saldırı, yıldırma, cezalandırma operasyonları düzenleme var. Esamisi okunmaz hale gelmiş eski iktidar partisinin –DYP, DP- yerel teşkilatlarından genel başkanlığa dek yapılanmalarına, kongrelerine, kampanyalarına aktif katılım ve müdahale var. Başka bir ifadeyle en aşağıdan siyasal yatırımcılık. Aynı yatırımcılık, siyasetçilerin, milletvekillerinin kampanyalarına ayni – nakdi desteğe uzanıyor. Yurt içi – yurtdışı paramiliter örgütlenmelerin her türden donatımı… Mevcut ve olası muhalefet çevrelerine yönelik kendi deyişiyle -ya da sipariş verenlerin ifadesiyle- korku iklimi yaratma organizasyonları, etkinlikleri dahil.

Bütün bu hikayenin tamamında resmen yeraltı, fiilen yerüstü, yerine göre suç örgütü liderliği olarak konumlanan, yerine göre ‘derin devlet elemanlığı’, vatan – millet görevleri........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play