We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Baykal ya da hüsranın hüsranı

124 30 0
04.07.2021

Haldun Taner’in Ases öyküsüne her yıl en az iki –üç kez dönüp bakarım. Ases adındaki bir futbolcu, onun Hacettepe formasıyla oynadığı Fenerbahçe maçı vardır ön planda.

İçine girdikçe de deplasmanlardan kamp düzenine, antrenmandan soyunma odasına, yedek kulübesinden saha içine oyuncusu, antrenörü, amigosu, ev sahibi ve rakip takımlarıyla futbolun tüm tarafları olanca canlılığı, gerçekliğiyle karşımızdadır. Maç öncesi – sonrası ve tribün halleriyle izleyiciler de dahil…

Öykünün yer aldığı Sanço’nun Sabah Yürüyüşü 1969’da yayımlanmış. Ases, kitabın son öyküsü. Muhteşem ve hayli erken bir popüler kültür anlatısı, analizi. Kültür endüstrisi ya da futbolun ekonomi politiği… ve daha fazlası. Haldun Taner’in söylediği gibi, “Bu bir futbol hikayesi değildir. Bir hüsranın hikayesidir belki. Belki de bir itirafın.”

Buradan bakınca bir iç hesaplaşma, sorgulama öyküsü denebilir Ases’e.

Yazarlık nedir? Bir hüsranın avuntusu. Bütün hüsranların avuntusu. Yazarlık bir narsis kompleksi: ‘Bak ben ne yazdım. Ne marifetlerim var benim. Okuyun beni. Beğenin zekâmı, buluşlarımı’ demek. Sade yazarlık mı? Aktörlük, askerlik, politikacılık, iş adamlığı; hırs olmadan, beğenilmek hevesi olmadan yapılır mı?

Biz de kendi hesaplaşmamıza bakalım.

Yazıya, yazara kimsenin baktığı yok şükürler olsun. Tiyatronun, sinemanın çanına çoktan ot tıkılmıştı, pandemi de üstüne geldi, aktörler tümden silindi sahadan. Askerler iyi ki sahada değil. Kaldık son ikisine; politikacılara ve iş adamlarına. Hırs, heves faslında maşallahları var. Kendi aralarında sıkı sıkı örülü örgütlü bağlarla gerçekleştirdikleri “sır” icraatların her gün bir yenisi ucundan kenarından görünür gibi oluyor… Suskun, muhkem teflon duruş duvarına çarpıp dönüyor her söz, her görüntü.

Ases’e bakma, onu anlama, anlatma çabasını yaratan hüsran sözü, politikacının, işadamının dünyasında yer almıyor.

Aslında aradaki virgül gereksiz.

Politika-işadamları var karşımızda. İşadamıpolitikacılar var.

Politika, toplumsal bir pratik değil. Toplum diye bir şey zaten yok. Politikacılık bir iş, meslek. Devlet denen organizasyon aracılığıyla piyasa ve toplum üzerinden icra ediliyor politika denen iş, meslek. Haliyle piyasa aktörleri işadamları politikanın, politikacının doğal ortağı, moda ifadeyle çözüm ortağı. İş dünyası ve........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play