We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İkiyle üçün toplamı sekiz etmiyorsa?

105 24 27
06.03.2021

Siyaseti yürütebilmek için birilerini ikna etmek zorunda olmak ne kötü, değil mi? Hele çoğunluğun desteğini alarak iktidara gelebilmek! Farklı dertleri, sorunları, beklentileri, takıntıları, hevesleri olan farklı grupların güvenini kazanabilmek. Başkalarının türlü sebeplerle duydukları güvensizlikleri gidermek. Şayet becerebilirsen, yetkili yürütme konumlarına geldikten sonra, kimilerinin çıkarları düpedüz çelişen değişik kesimlerin desteğini kaybetmemeye çalışmak. Onu gözetmek, bunu kollamak, şunların yararına, bunların zararına iş yaparken bunları da toptan karşıya almama çareleri bulmak…

Ne yazık ki demokratik temsil mekanizmaları ancak bu hünerlere sahip siyasetçiler tarafından işletilebiliyor. Demokratik temsil yoluyla destek ve buna dayanarak yetki-iktidar elde etmeye uğraşan partiler bu ince işleri becerecek elemanlara sahip iseler başarılı olabiliyorlar.

Bizimki gibi, siyasî sahnedeki aktörlerin sayısının hızla, beklenmedik ölçüde arttığı yerlerde, bu mecburî inceliklere, farklı siyasî partilerin birbirleriyle ilişkilerinin tanzimi gibi bir ilave zorluk ekleniyor. “Asgarî” şartlar veya “zemin” koşullarının tanımlanması, bunlar üzerinde anlaşılması, şu partiyi işin içine katınca bu partinin fena halde hoşnutsuz kalacak seçmeninin gönlünün alınması, şu şu şu partilere asla güvenmeyen bu parti seçmeninin toplu seferberlik için gereken coşkuya nasıl sahip kılınacağının bulunması zorunlu oluyor.

Türkiye’de bugünkü iktidar koalisyonunu kendisinin bile itiraz edemeyeceği şekilde devirmek için, öyle görünüyor ki, bir tür beş benzemez koalisyonunun oluşması ve, belki daha zor, çalışması gerekiyor. Elbette önce iktidarı almak için çalışılacak. Çoğunluk rızası şart. Üstelik, iktidarın seçim ve siyasî partiler yasalarıyla oynayarak kuracağı tuzaklar ve yapacağı hileler gözönüne alındığında, bu çoğunluğun kılpayı olması yetmeyecek.

Peki, şu anda -kamuoyu araştırmalarına göre- aşağı yukarı sağlanmış görünen çoğunluk rızasının büyütülmesi, derinleştirilmesi, yalnız iktidardaki siyasîleri-yetkilileri değiştirmeye değil, bütünüyle hukuk dışı hale gelmiş, seçmen iradesinin hiçe sayıldığı mevcut rejimi de -en azından asgarî bir hukuk rejimine- dönüştürmeye elverecek dinamiğe sahip kılınması nasıl mümkün olacak?

“Güçlendirilmiş parlamenter rejim” gibi, kulağa anlamlı gelen, ama içi henüz “somut hedef” dediğimiz şeye yaraşır şekilde doldurulmamış muhayyel ortak paydadan başlayarak, muhalefetin karşısındaki sayısız somut sorunu sıralayabiliriz.

Bunlardan değil, pek dile getirilmeyen, oysa “muhalefet meselesi”nin tam ortayerine çöreklenmiş bulunan handikaptan sözetmek istiyorum: İktidar perspektifinden yoksunluk. Bunu, iktidar mücadelesinin koşullarına dair bilgisizlik olarak da tarif edebiliriz, kitlesel destek arayan demokratik mücadelenin gereklerine dair sorumsuzluk olarak da.

Türkiye’nin şu koşullarında, muhalefetin esas dinamik, hareketli, canlı, kararlı, mücadeleci ve kısmetse dönüştürücü unsurunu oluşturma iddiasındaki kesimlerin -onlara “radikal muhalefet” diyelim- iktidar mücadelesine dair perspektifi muğlak. Tamamen gerçekçi olunacak yerde, hamasî.

Radikal muhalefet, genel muhalif saflar arasında bir tür etkin maddedir. Sayıca azlığı ya da, adı üstünde, radikalliği bir yandan onu marjinalleştirir, ancak öbür yandan, sesinin gür çıkması, ataklığı, elzem durumlarda çabuk tepki verebilmesi, cesareti, baskıya alışıklığı, yılmazlığı, direnişe yatkınlığı, radikal muhalefeti olduğundan güçlü ve yaygın........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play