We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sert bir süreç geliyor

91 66 28
26.01.2021

Geçtiğimiz yıl bu zamanlar ekonomi yönetiminin gündemi 2018’deki döviz krizinin etkilerini geride bırakabilmek idi. ABD Merkez Bankası Fed’in 2019 başında yaptığı para politikası değişikliği sonrasında Türkiye ekonomisi için ortaya çıkan faiz indirimi fırsatı, 2019 yılında sonuna kadar kullanıldı. Bu sayede 2019 Türkiye için bir daralma yılı olmadı ama ekonomi durgunluktan kurtulamamıştı.

Faizlerin düşüş eğilimde olması ve TL’deki değersizleşmenin ihracatı artırarak ödemeler dengesi sorunlarını hafifleştireceği beklentisi hâlâ canlı idi. Bu beklenti, zamanın Hazine ve Maliye Bakanı tarafından ‘rekabetçi TL’ söylemi ile desteklendi ve sanki Türkiye ekonomisinde bir ekonomik model değişikliği yaşandığı izlenimi yaygınlaştırılmaya çalışıldı.

Gerçekten de 2018 yılı, Türkiye ekonomisinin dünya kapitalizmi ile hakim eklemlenme biçimi olan bağımlı finansallaşma modelinin artık işlemediğini göstermişti. Ekonomik kriz nedeniyle kapanan cari açık, ekonomi yönetimine model değişikliği için girişimde bulunma olanağı dahi açtı.

Ancak bir birikim modelinin işlemiyor olması, otomatik olarak alternatifin ortaya çıkması ve uygulamaya geçilmesi anlamına gelmiyor. Bir an için, bu tip bir değişim için gerekli olan devlet kapasitesi sorunlarının aşıldığını varsaysak dahi, mesele burada bitmiyor. Zira birikim modelleri teknik zorunluluklar kadar toplumsal güç ilişkileri tarafından da belirlenir. Yeni bir birikim modeli, ancak yeni bir hegemonya projesi ile birleştiğinde hayata geçebilir. Henüz böyle bir proje ortaya çıkmadığına göre, eskinin devamı, önümüzdeki dönemin istikametini belirleyecek olan ana yörünge olacak.

Önümüzdeki dönem eskinin devamı olacaksa, nasıl gelişmeler beklemeliyiz? Bu köşeyi takip eden okurun aşina olduğu bir tespiti hatırlatarak devam edeyim. 2013 sonrası dönemde, zaten çoktan tıkanan 2001 modelini sürdürmek giderek zorlaşmıştı. 2001-2013 arasındaki statüko, faizin düştüğü bir ortamda TL’nin istikrarını koruyabilmesi idi. Bunu mümkün kılan ise sermaye girişlerinin canlı bir şekilde sürmesi oldu. 2013 sonrasında dünya ekonomisindeki değişimler, özellikle de ABD para politikasındaki değişimler nedeniyle Türkiye’deki 2001-2013 arasındaki statüko bozuldu.

Bu tarihten sonra ekonomik büyümeyi canlandırmak üzere her faiz düşürme girişimi döviz atağı ile........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play