We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Politika alanı’ ile ilgili üç yaklaşım

34 14 10
05.01.2021

Geçtiğimiz iki haftadır, uluslararası siyasal iktisadın güncel konularından biri olan ‘politika alanı’ konusunu ele alıyorum. İlk yazıda, bu konunun küreselleşme ve devletin dönüşümü tartışmasının bir parçası olduğunu vurgulamıştım. Bu tartışmadaki görüşlerden biri, küreselleşme ile (özellikle de küresel finansal bütünleşme ile) birlikle ulus devlet ölçeğinin giderek anlamsız bir analiz birimi haline geldiğini, dolayısıyla da Küresel Güney ülkelerinin ‘politika alanının’ daha da sınırlandığını ileri sürüyor. Bu yaklaşımın Marksist ve liberal versiyonları mevcut. Yine ilk yazıda, bu tartışmaya küresel krizlerin etkilerini ekleyerek genişletmemiz gerektiğine ve 1970’lerdeki krizle 2008 krizinin farklı sonuçları olduğuna işaret etmiştim.

İkinci yazıda ise, bu tartışmaya küresel finansal çevrimleri dahil etmek gerektiğini ileri sürdüm. Kısaca, belirli konjonktürlerde merkezdeki krizlerin çevreye bir hareket alanı açabileceğini belirttim. Bu yazıda ise, belki de başta yapmam gereken bir açıklamayı yaparak, ‘politika alanı’ kavramının içeriğine değineceğim.

Politika alanı kavramı (İngilizcesi ile ‘policy space’), farklı disiplinler ve farklı yaklaşımlar tarafından çeşitli şekillerde tanımlanıyor. Örneğin ana akım yaklaşımlar politika alanı tartışmasını daha dar anlamda ‘mali alan’ kavramı etrafında ele alıyor. Mali alan (fiscal space) literatürü, politika yapıcıların kriz durumlarında döngü karşıtı politika uygulayabilmeleri için, kriz öncesi dönemde kamu borcunun milli gelire oranının düşük olması gerektiğine işaret ediyor. Elbette bu öneri, sürekli kemer sıkma........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play