We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Trump’ın gitmesine neden sevinmeliyiz?

57 43 27
09.11.2020

Balkon konuşmalarında yinelenen bir kalıp var. Zaferini ilan eden başkan, “sadece bana oy verenlerin değil, herkesin başkanı olacağım” sözleriyle kampanya boyunca tırmanmasına katkıda bulunduğu rekabet ortamının artık son bulduğunu, seçmeninin teveccühüyle üstlendiği görevin ağırlığının farkında olduğunu ilan eder. 2016’da kamuoyu yoklamalarını ve medyayı yanıltarak ABD’nin 45. Başkanı olan Donald Trump da zafer konuşmasında bu geleneği bozmamış, “Bir araya gelip bölünmüşlüğün yaralarını sarmamız gerekiyor. Her vatandaşa artık şu sözü veriyorum. Artık bütün ABD’nin başkanı olacağım. Artık hepimizin tek vücut olma zamanı” demişti. Sonrası malum. Muhtemeldir ki, Amerika tarihinin en kutuplaştırıcı, en ırkçı, kadın düşmanı, bağnaz, ağzı bozuk ve Amerikan demokrasisinin kökleşmiş kurumlarının itibarını sarsan başkanı oldu.

“Oy versin vermesin, herkesin başbakanı, herkesin cumhurbaşkanı olacağım” sözlerine biz de uzun yıllardır her seçim sonrasında yapılan balkon konuşmalarından aşinayız. 2011’de üçüncü kez başbakan seçilen Erdoğan, “önceki AK Parti hükümetlerinde olduğu gibi, yeni AK Parti hükümeti de AK Parti’ye oy verenlerin değil tüm Türkiye’nin 74 milyonun hükümeti olacaktır” demişti. 2014’te cumhurbaşkanı seçildiğinde "Bize oy versin vermesin herkesin cumhurbaşkanı olacağımdan kimsenin endişesi olmasın" diyerek Anayasa’daki cumhurbaşkanının tarafsızlığı ilkesine uygun davranacağından şüphe duyanlara mesaj iletmişti. Gerçi o seçim kampanyası sırasında tarafsız cumhurbaşkanı olmayacağım, milletimden taraf olacağım da demişti. 16 Nisan referandumu öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yine bu sözlerle çıkışıyor, “Bu ülkede ne zaman tarafsız cumhurbaşkanı olmuş ki, Sezer tarafsız cumhurbaşkanı mıydı, Demirel tarafsız mıydı, ben göreve geldiğimde tarafsız olmayacağımı, milletimden yana taraf olacağımı söylemedim mi?” diyordu. Kendince haksız da sayılmazdı, çünkü epeyce bir süredir milletle AKP seçmenini, milli iradeyle AKP’ye oy veren seçmenin iradesini özdeşleştiriyordu. Nihayetinde, bugün geldiğimiz noktada AKP’ye -ve/veya cumhur ittifakına- oy vermeyen herkes gayr-ı milli ilan edilince, geriye tarafında olacağı AKP seçmeninden gayrısı kalmamış oldu. Böylece rantı en tepede paylaşan seçkin bir azınlıkla partiye üye olursa bu ranttan küçük bir pay alabileceği ya da hiç olmazsa bir iş........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play