We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Totaliter özlemler ve toplumun kılcal damarları

64 22 21
21.12.2020

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Aralık günü akşam saatlerinde paylaştığı ve geçen geçen hafta çok konuşulan bir dizi tweette 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle demokrasi çağrısında bulunan 805 aydını, HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı hedef alıyordu. Bahçeli’nin bu paylaşımları aynı zamanda Berat Albayrak’ın istifasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Adalet Bakanı Gül’ün yapmış olduğu birtakım açıklamaların üzerine ortaya çıkan reform beklentilerine MHP’nin yanıtı niteliğindeydi. Bahçeli, özetle reformsa reform, biz varız, muhalefetin eline koz vermeyi bırakın, Demirtaş davasını, Kavala davasını bir an önce sonuçlandırın; ama bunların suçlu ve terörist olduğunu tescil ederek ve cezasını mutlaka vererek sonuçlandırın, diyordu. Bununla da yetinmiyor, kendi reform çağrısını şu sözlerle dile getiriyordu: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesi, tam olarak yerleşmesi, var olan tüm kurum ve kurallarıyla devlet ve toplum hayatının kılcal damarlarına nüfuz etmesi maksadıyla ne gerekiyorsa yapılmalı, nasıl bir reform süreci öngörülüyorsa tatbik edilmelidir.” Türkçesi, birçok iktidar partisi mensubu, hatta belki Cumhurbaşkanı’nın şahsı gibi Bahçeli de, mimarları arasında yer aldığı bu sistemin şu anki işleyişinden memnun değildi. Ama onun isteği, sistemde bir revizyon ya da iyileştirme değil, tam tersine sistemin yalnızca devletin değil, toplum hayatının da kılcal damarlarına yerleşmesi için ne gerekiyorsa yapılmasıydı.

Toplumun… Kılcal damarları… Ne gerekiyorsa… Bu sözleri ilk okuduğum andan beri, iktidarın meşru ve geçerli tek siyaset modeli olarak tek adam yönetimini merkezine alan ve buna karşı geliştirilen her türlü muhalefeti bir beka sorunu olarak gördüğü otoriterleşme projesinde yeni bir evreye geçildiğini düşünmeden edemiyorum. Aslına bakarsanız, bir yönetim biçimini, üstelik de -seçimle gelmiş olsa dahi- tek bir kişinin her türlü kararı alabildiği, çoğunluğuna hükmettiği meclis, kendi atadığı bürokratlar ve konuşmalarında açıkça talimat vermekten çekinmediği yargı eliyle uygulatabildiği bir yönetim biçimini toplumun kılcal damarlarına yerleştirme talebinin siyaset bilimindeki karşılığı “totalitarizm”dir. Yani devlete mutlak itaat beklenen, bireyin yaşamının tüm alanlarının devletin kontrolüne........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play