We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Orantısız kuvvet, muktedir mağduriyet

39 30 28
01.02.2021

Boğaziçi Üniversitesi önünde yere Kâbe fotoğrafı sermekle suçlanan Güzel Sanatlar Kulübü ve LGBTİ Kulübü üyesi öğrenciler, önce troll sosyal medya hesaplarında ve havuz medyasında hedef gösterildiler, daha sonra gözaltına alındılar ve nihayetinde aralarında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Boğaziçi’nin kayyum rektörü Melih Bulu ve CHP sözcüsü Faik Öztrak’ın da olduğu siyasilerin ağız birliğiyle yaptıkları “kutsal değerlerimize saldırdılar” açıklamalarının ardından tutuklandılar. Yetkili ağızlar, bu öğrencileri “azgın azınlık”, “sapkın düşünce”, “LGBT sapkını”, “sapkın grup” diye adlandırıyor, öğrencilerin protesto ettiği atanmış rektör sonradan nedense sildiği mesajında "#bogazicilgbtrezaleti" etiketini kullanıyordu. Rektörlük önünde toplanıp protesto eden, afiş, döviz, pankartlarla kayyum rektörü istifaya çağıran, şarkılar söyleyip dans eden, slogan atan bir grup gencecik öğrenciye karşı koca koca bakanlar, dokunulmazlık zırhındaki milletvekilleri, ağızlarından dökülen hakaretlerin neredeyse her zaman mahkemelerce ifade özgürlüğü sayılacağından emin siyasiler… Bu orantısız kuvvet elçileri, elbirliğiyle, farklı cinsel yönelimleri olan bir grup insana karşı halkı kin ve düşmanlığa sevk eden açıklamalar, hakaretler saçıyorlardı ortalığa: Öyle ya, bu gençler insanlıktan nasiplerini almamış kendini bilmezlerdi; hadsizlerdi; İslamiyet’in kutsallarına, insanlığın mukaddes değerlerine saldırmışlar, sapkın düşünce ve yaşam tarzlarıyla nesillerimizi ifrat etmişlerdi. Yetkililer, elbette hükümet olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade ettikten sonra, Türk yargısını göreve çağırıyorlardı. Aslına bakarsanız, öğrenciler o kadar suçluydular ki, gözaltına alındıklarında İstanbul Valiliği suç delili olarak LGBTİ bayraklarının ele geçirildiğini açıklayarak kamuoyunun vicdanını bir nebze olsun rahatlatmaya çalışıyordu.

Böylece, yaşam tarzlarına müdahalesi herkesçe kabul görüp onaylanmadığı sürece kendini tamamlanmış görmeyen, 'kültürel iktidar olamadık' diye sızlanıp duran bu nefret ve kutuplaşma dilinin sözcüleri bir kez daha, “manevi değerlerimiz, kutsallarımız” söyleminin ardında sıraya geçmesi beklenen iktidar ve muhalefetin ağızbirliğini talep etti ve istediğini aldı: Koca koca adamlara göre bu büyük insanlık suçunu işlemiş olan gencecik öğrenciler, Kerem Altıparmak’ın Twitter’da belirttiği gibi önce cezası 6 ay ile 1 yıl arasında olan TCK 216/3’e göre dini değerleri aşağılama suçlamasıyla gözaltına alınıp sonra 216/1’den halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten tutuklandılar.

İnsanın aklına ister istemez, "dönem sonu sınavlarına girdikleri bugünlerde sınav salonu yerine cezaevine giden bu öğrenciler ne gibi bir suç işlemiş olabilirler ki bu cezayı hak etsinler", sorusu........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play