We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Marjinal bir çoğunluk

46 25 21
08.02.2021

2015 yılının mart ayında, yani henüz 7 Haziran seçimleri yapılmamış, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığı resmî ağızlardan ilan edilmemişken, Külliye’de muhtarları ağırlayan Cumhurbaşkanı “Türkiye’de artık Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimin sorunu vardır” diyordu. Erdoğan’a göre 2005 yılında Diyarbakır’da Kürt kardeşlerine seslenirken yaptığı “Kürt meselesi artık benim meselemdir” ilanıyla birlikte, “asimilasyon, inkâr bir daha geri gelmemek üzere tarihe havale” edilmişti. Kürt meselesi, böylece Kürtlerin varlığı telaffuz edilmek yoluyla ortadan kalkmış, geriye Kürt kardeşlerin sorunları kalmıştı ki, tıpkı Roman, Azeri, Zaza ve Türk kardeşlerin sorunları gibi onların da çaresi yine AKP iktidarındaydı. “Sanki bu ülkede Kürt sorunundan başka mesele yok”tu ve de asıl bu “ülkeyi bölmeye gayret” etmekti, “ayrımcılık”tı.

Hak taleplerinin ifadesine aracılık eden kavramları tersine çevirerek bu taleplerin haklı gerekçelerinin inkârı, iktidarın bugüne kadar benimsediği temel söylemsel stratejilerden birini oluşturuyor. Çok basitçe ayrımcılık; din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, bedensel engellilik gibi özellikleri sebebiyle eşit konumda olanlara eşit davranmamak ya da eşit konumda olmayanlara eşit davranmak olarak tanımlanabilir. Cumhurbaşkanı, Kürt sorunundan söz etmenin bir ayrımcılık olduğunu iddia ettiğinde, bu kavramın arkasında yatan, yasalar önünde eşit haklara sahip olan insanların yukarıda sayılan sebeplerden dolayı çoğunluk grubundan olanlarla eşit muamele görmemesinin yarattığı sorunları inkâr eden bir politikanın sözcülüğünü yapmış oluyordu. Ya da tam tersine, eşit imkânlara sahip olmadığı “çoğunluk”la arasındaki bu eşitsizliği telafi edecek önlemlerin alınmasını istemeyi bir ayrımcılık ve hatta bölücülük olarak tanımlıyordu. Bu tersine çevirme, aynı zamanda kavramın içeriğini boşaltma anlamına geliyordu; zira hakları ihlal edilen ve bu yüzden hak talebini dile getiren azınlık ayrımcılığın faili, hak ihlaline sebebiyet veren ya da sadece seyirci kalarak -yani hiçbir şey yapmayarak- onu çoğaltan çoğunluk ise her zamanki gibi bu ayrımcılığın mağduru ilan ediliyordu.

Cumhurbaşkanının aynı konuşmasında, içeriğini boşaltarak kendi istediği biçimde kullanmayı sevdiği bir başka sözcükle daha karşılaşıyorduk: Marjinal. Tıpkı Gezi’de yaklaşık bir ay boyunca sokakları dolduran milyonları vandallar, çapulcular, kandırılmış gençler ve marjinal bir azınlık olarak adlandırdığı gibi, 2015 yılında yaptığı bu konuşmada da Kürt sorununun çözümüne dair talepleri dile getirenleri “marjinal, ateist,........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play