We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler ve tüm dikenler

42 28 24
08.03.2021

Dijital faşizmden LGBTİ düşmanlığına nasıl geçiş yaptığı bilinmez. Zaten konuşmasını dinlediğinizde, dijital faşizm ile ne kastettiği de pek anlaşılmıyor. Normalde bir yerde “dijital faşizm” tamlamasını duysanız, aklınıza gelebilecek pek çok şey arasında onun söyledikleri olur mu, bilmem. Mesela birileri bana Fahrettin Altun’un 6 Mart’ta gerçekleştirilen “Dijital Dünya Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada özgürlük ve hoşgörü kavramlarının “dijital faşizm”i haklı göstermek için kullanılamayacağı yönündeki sözlerini hatırlatacak olsa aklıma, Avrupa’daki ultra-nasyonalist hareketlerin, yabancı düşmanlarının, neo-Nazilerin ve ırkçıların sosyal medyanın sunduğu ifade özgürlüğü ortamını suç işlemek için nasıl kullandıkları gelir: Yabancıları, beyaz olmayanları, etnik, dinsel azınlıkları, farklı cinsiyet kimliklerini, LGBTİ 'ları ve transları hedef göstermek, onlara yönelik nefret söylemini yaygınlaştırmak, saldırıları organize etmek, nefret suçlarını körüklemek için dijital dünyanın sunduğu araçları kullanma biçimlerini düşünürüm. Sosyal medya platformlarının, nefret söylemi üreten, nefret suçunu teşvik eden bu tür grupların dijital ortamda örgütlenmesini ve mesajlarını yaymasını önlemek adına harcadıkları çaba ve bu çabanın neden hâlâ yeterli olmadığı üzerine yürütülen onca tartışma aklıma gelir. Bu grupların yapıp ettikleriyle kadın düşmanlığı ve çocuk istismarı arasında nasıl bir ilişki olduğunu hatırlarım. Sonra, kavramı biraz daha geniş yorumlayacak olursak, belli iktidar merkezleri tarafından maaş ödenerek çalıştırılan trollerin başlattıkları algı yönetimi çalışmaları ile siyasal muhalefeti susturmak, etkisiz kılmak için sosyal medya üzerinden yürüttükleri onca organize karalama, itibarsızlaştırma, hedef gösterme kampanyasının dijital faşizmin bir tezahürü olduğunu düşünürüm. Özellikle, sosyal medyada başlatılan iftira ve karalama kampanyalarının savcıları nasıl da zaman kaybetmeksizin harekete geçirebildiğine, alelacele hazırlanan copy-paste iddianamelerde sosyal medyada dolaşıma sokulan suçlamaların neredeyse aynı cümlelerle yinelenebildiğine defalarca şahit olduğumuz bir ülkede yaşadığım için, bu gibi kampanyaların saldığı korku atmosferini iktidarın bir baskı ve sessizleştirme aracı olarak nasıl kullandığı gelir aklıma.

Fahrettin Altun ise, yaptığı konuşmada dijital faşizm kavramını kendine özgü bir biçimde tanımlıyor ve bambaşka bir anlam yüklüyordu. İletişim Başkanı’na göre, dijital faşizm, bir ülkenin İçişleri Bakanı’nın cinsiyet........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play