We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kusurlu bedenler, hasarlı ruhlar

69 16 38
06.02.2021

Birbirimizle olan fiziksel temasımızın azalması, pandeminin yarattığı en büyük sıkıntıların başında geliyor bana sorarsanız. Daha önce spontane bir şekilde gerçekleşen eşe dosta sarılma, dokunma artık üzerinde düşünülmesi ve mümkünse engellenmesi gereken bir davranış… Sosyal mesafe birçoğumuzun içini üşütüyor. Virüsü kapmayalım diye ruhsal bir soğuk algınlığının eşiğindeyiz. Bedenlerimizi uzun süredir korumaya aldık. Birilerine sarılıyorsak bile bu eski rahatlığında olmuyor. Kalıcı olmadığını bildiğimiz pandemiyi mecburen sosyal mesafe içerisinde geçiriyoruz ama bütün bir ömrü pandemideymişçesine yaşayanlara ne demeli? Ötekiyle fiziksel temas kurmada ciddi zorluklar yaşayan, ötekinden kendisine sürekli bir şeyler bulaşacakmış korkusuyla yaşayan, dokun(a)mayan, sarıl(a)mayan, duvarlı insanların varlığı azımsanmayacak ölçüde…

“Bana göre bu duvar beni koruyan, dışarıdan bir şeylerin içeri girmesini engelleyen bir duvardı. (…) Aslında tersi söz konusu. Bu duvar beni korumuyor. Ben içimden çıkabilecek bazı şeyleri engellemeye çalışıyorum. Ve duygularıma karşı kullandığım bu filtre özgürlüğümü kısıtlıyor.”

Bu cümle 2018 yapımı Touch Me Not (Dokunma Bana) filminden… Yönetmenliğini Adina Pintilie’nin yaptığı yarı belgesel yarı kurmaca niteliğinde olan film, 68. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü’ne layık görülmüş. Konusundan çok kısaca bahsedecek olursam yakınlık kurmak konusunda çeşitli zorluklar yaşayan insanların iç dünyalarında neler olup bittiği izliyoruz. Filmin ana karakterlerinden biri olan Laura, kimseyle ilişki kuramayan, kendisine dokunulmasından hoşlanmayan biri. Ona acı veren korkularını aşmak için birtakım seanslara, çalışmalara katılıyor. Filmde gündelik hayatta pek aşina olmadığımız bedenleri görüyoruz. Beden farkındalığına dair bir grup terapisi seansında rastladığımız Tudor’un 11-12 yaşlarından itibaren saç, kaş ve sakal başta olmak üzere tüm kılları dökülmüş. İkili gruplara ayrıldıkları bir çalışmada Tudor, spinal kas atrofisinden mustarip, yüzü ve cinsel organı hariç vücudunu kullanamayan, salyalarını kontrol edemeyen Christian’la eşleşiyor. Tudor, konuşurken sürekli salyası akan Christian’a onun salyasını silerek yardım etmek zorunda, çünkü Tudor bunu tek başına yapamıyor.

Toplumsal normların beden algımız üzerindeki etkisi, önyargılarımız, birbirimize ayna tutan hallerimiz üzerinde şekilleniyor film. Bedensel temasın, duygusal temasın neresinde konumlandığını, kendi bedensel kabulümüzün ötekine olan kabulümüz üzerindeki etkisini sorgulamaya başlıyoruz........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play