We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Anneden kız çocuğa aktarılan kadınlık

48 47 78
06.03.2021

Hepimizin en temel ihtiyacı olduğumuz halimizle sevilmek, kabul görmek. Parçalanmadan, parçalamadan, bütünselliğimizle birlikte… Hasarlarımızla, zaaflarımızla, kusurlarımızla, karanlığımızla… Bu, aynı zamanda dünyanın en zor şeylerinden biri de olabilir. Kendimizi olduğumuz haliyle kabul edebildiğimiz ölçüde ötekini de kabul edebiliriz. Bu gerçekleşmediğinde ise olmadığı halleriyle olmadığımız halimize gelen ilişkilerde sahicilik, bütünlük ararız. Yalnızlık hissimiz hiç geçmez.

Bu kabul görme hikayesinin başladığı yer elbette ilk mekanımız olan anne rahmi, ilişki kurduğumuz birinci nesne olan anne… Anne, ilk ilişki evrenimiz, başlangıç noktamız. Kabul etsek de etmesek de orada kurulan ilişkinin izlerini başka ilişkilerimizde daima görüyoruz. Yaşamda en çetrefilli ilişkilerin başında kuşkusuz anne-çocuk ilişkisi geliyor. Fakat daha inceltecek olursak da anne-kız ilişkisi… Anneye benzemek hem çok korkutucu hem de öykülünesi; “Yine annem gibi davrandım”, “Anneme hayranım.” Anne-kız ilişkisinin karmaşıklığı da belki en çok bu çelişkiden geliyor. Anneden ayrışabilmek ve bireyselleşmeyi becerebilmek için önce anneyle kurulacak sağlam bir ilişkiye ihtiyaç duyarız. Ne olursa olsun anne tarafından duygusal veya fiziksel olarak terk edilmeyeceğimizi bilmemiz gerekir. Kadınlıktan, kadınsılıktan, kadın olmanın anlamından bahsedeceksek anne-kız ilişkisinde olan biteni anlamayı es geçemeyiz. Kız çocuk, annenin hemcinsi olarak onun bir nevi narsisistik aynası da oluyor. Bu da kız çocuğunu annenin kayıplarına, travmalarına, yaslarına daha duyarlı kılıyor ve maruz bırakıyor. Kadınlık eksiği gediğiyle, iyisi kötüsüyle önce anneden aktarılıyor. Kadın olmanın koşulu anneden geçiyor.

Kadınlık, inşası hiç bitmeyen çok katmanlı bir süreç, regl olmamızla, anne olmamızla, orgazm olmamızla, menopozla çok çeşitli evreleri olan, her evrede başka değişimlerin, kendi içinde kayıpların, kazançların, yasların yaşandığı bir süreç. Anne, kız çocuğuna hayat vermesinin dışında ona aynı zamanda bir kadınlık bilgisi de sunar. Psikanalist Elda Abrevaya’ya göre bu durum kız çocuğu kaçınılmaz olarak annenin kaderine bağlar. “Kız çocuğu annenin geçmişindeki travmatik olaylardan, acılarından payını alır. Bu anlamda kızın kaderi, annesinden kendisine iletilen düğümleri çözmektir. Ancak bu şekilde yetişkin bir kadın haline gelip bir kız doğurduğunda (ya da doğurmadığında), iletilme riski taşıyan yasın ve melankolinin zincirini kırabilir.”

Kendimizi olduğumuz gibi sevebilmeyi, şansımız varsa önce annemizden (ilk........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play