We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tam da şimdi siyaset yapacağız!

45 16 26
03.11.2020

Başımıza felaketler geldikçe 2020’ye vurup duruyoruz ama bu, işin en masum kısmı. Gerçekler çok acı. Tesadüfi bir bedbahtlık değil yaşadıklarımız. Hem maddi hem manevi olarak dünyaca bir düşüş halinde olduğumuz doğru. Fakat Türkiye’de bu düşüş göz göre göre yaptığımız hatalar neticesinde çok daha sert ve yıkıcı. Uzunca süredir zaten pek iç açıcı olmayan ruh sağlığımızı, salgınla birlikte toplu şekilde kaybettiğimizi söylemek mümkün. Ben buna kolektif depresyon diyorum.

Halihazırda 13 milyon işsizin olduğu ülkede, işi olanlar da çoğunlukla işlerini kaybetme korkusu yaşıyorlar. Herkes bir şeylerden şikayet ediyor, herkes öfkeli. Etraftan çok fazla “Artık umudumu yitirdim” cümlesi duyuyoruz, umutsuzluk had safhada. Ağzınızı açsanız bir şeylerle suçlanıyorsunuz, hareket kabiliyetimiz fiziksel olarak kısıtlandıkça, kendimizi mental olarak da daha dar bir alana hapsettiğimiz kesin. Yarını kestirememek, belirsizlik, her gün alınan, giderek sayısı ve şiddeti artan kötü haberleri okumak bile istemiyor insanlar. Kendi yaşamı bir şekilde yolunda gidiyorsa bile, azıcık vicdanı olan zaten bir diğerinin haline bakınca kaygı duymadan gününü bitiremiyor. En son ne zaman ağız dolusu güldünüz, diye sorsam oturur uzunca düşünürsünüz, eminim. Ve hatta bu soruyu sormak da artık ayıplanabilir. Zira, “insan onuruna yakışır yaşam” denilen evrensel standart, Türkiye’de eve -gerçek anlamda- ekmek götürebilmek ve başını sokacağı bir çatısı olmaktan ibaret.

Başımızı sokacak çatılar da yıkılıyor. Deprem hepimiz için son nokta oldu, diyemiyorum; çünkü gerçekten yarın daha kötüsü de olabilir. Yaşamın öngörülebilirlik derecesi Türkiye’de yerlerde. İşçi, kadın, azınlık veya yoksul ezilen hiçbir kesimin önlenebilir ölümü önlenmediğinden adı “cinayet” oluyor. Bu yazı yazılırken İzmir’de 44 cinayet olduğunu söyleyebilirim. Sonra, bu ülkenin eski Çevre ve Şehircilik Bakanı hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi, adeta Japonya’da bakanlık yapmış gibi, “Japonya’da deprem olunca insanlar evinde sırtüstü yatıyor da, bu ülkede niye insanlar ölüyor?” diye sorabiliyor.

Kendisine verilebilecek çok cevap var: Mensubu olduğu siyasi iktidarın himayesinde yaygınlaşan bir market zinciri,........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play