We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Boğaziçi direnişi ve hukuksuzluğun dibi

56 32 37
09.02.2021

Boğaziçi Üniversitesi’nin demokratik direnişi, Melih Bulu’nun üniversiteye rektör atandığı 02.01.2021 tarihinden beri devam ediyor ve bundan sonra da devam edeceğe benziyor. Boğaziçi tüm bileşenleriyle ve gücüyle direndikçe, devlet elindeki tüm vasıtaları en orantısız ve haksız şekilde direnişi kırmak için kullanıyor.

Geçtiğimiz haftanın başında, Boğaziçi Üniversitesi’nde tutuklanan 2 öğrenciyle birlikte şu ana kadar yanılmıyorsak 10 kişi tutuklandı, 24 kişiye adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi verildi. Ülkede zaten adalete zerre güven kalmamıştı ve toplumsal her direniş büyük bir hukuksuzlukla cezalandırılmaktaydı. Gelin görün ki, öğrenci ve direnişe dahil olan diğer gözaltına alınanların en başından en sonuna kadar maruz bırakıldıklarının hukukla uzaktan yakından ilgisi yok. Bu esnada, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere siyasi iktidar direnişe katılan herkesi kriminalize etmeye tüm hızıyla devam ediyor. Onlara göre, direnişe katılan ve onları savunan herkes terörist, vatan haini. Bu tespiti artık hepimiz biliyoruz; duymaktan da tersini söylemekten de bıktık.

Öğrenciler yalnızca kendi seçtikleri kişiler tarafından yönetilmek istiyor. Tıpkı, Anayasa gereği ülkede de olduğu gibi. Siyasi iktidarın demokrasiye karşı tutumu icraatlarıyla sabit. İş seçime kaldığında her alanda iktidar olamayacağından çok korkuyor. Haliyle, seçim denen şeyi, hem devletin hem de diğer kurumların tüm kademelerinde ortadan kaldırmak istiyor. Sanıyor ki, kendi atadığı insanlar tüm kurumların başına geçtiğinde herkes onlar gibi düşünecek, her alanda iktidar olacaklar. Zorbalıkla gelen iktidar, yıkılmaya mahkum, insan ve toplum onuruna aykırı bir iktidardır.

Öğrenciler de demokrasinin bir gereği olarak seçim haklarına sahip çıkmak istiyorlar. Eğitimli kesimin “Elit bunlar, terörist bunlar, lezbiyen mezbiyen bunlar” diyerek şeytanlaştırıldığına günlerdir şahidiz. Her yerde, LGBTİ hakları insan haklarıdır, LGBTİ 'lar vardır, deyip duruyoruz. Avukatlar olarak, adliyelerde saf tutuyoruz. Yaşananlar akıl kârı değil. Öğrenciler, orantısız kuvvet kullanılarak, yasalara aykırı şekilde gözaltına alınıyor, yasaya aykırı şekilde gözaltı süreleri uzatılıyor. Bu esnada, nezarethanelerde yer kalmamış olduğundan, oradan oraya sürüklenip, saatlerce araçlarda bekletiliyorlar. Ters kelepçe uygulanıyor. Kimi zaman su bile verilmiyor. Bir araçta gözümüzün önünde, ters kelepçeli şekilde saatlerce araçta bekletilen arkadaşlardan birinin, panikten ne yapacağını bilemeyip, maskesini bir şekilde aşağı çekerek ve camı buğulandırarak burnuyla (üstelik de anlayabilelim diye tersten) “ambulans” yazdığını, perdelerin çekildiğini ve müdahale edilmediğini belirttik diye günlerce troller tarafından linç edildik, yandaş paçavralara haberlerimiz yapıldı. Oysa, tüm bu kötü muamele avukatların ve vekillerin imzasıyla tutanak altındaydı. Kötü muameleyi açık ettiğinizde de teröristsiniz mesela. Sonradan o arkadaşımızın sorgusuna girdim sulh ceza hakimliğinde. Meğer, 63 yaşında kalp hastalığı olan bir abimiz rahatsızlanmış ve evet devamında da müdahale edilmemiş.

Polisler........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play