We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

AİHM kararları Türkiye’yi bağlar mı?

118 35 28
25.12.2020

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının Türkiye’yi bağlayıp bağlamadığını sorgulamak, aslında Türkiye ile Avrupa’nın ilişkisini temelinden değiştirmeyi, yeniden kurgulamayı tartmak demek. Diğer bir deyişle, AİHM kararlarının aleyhine karar verilen ülkeyi “bağlamadığını” öne sürmek, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nden de vazgeçmeyi göze almak demek.

Öncelikle, “AİHM kararlarının bağlayıcı olduğu”, Mahkeme’nin kendini tanıtan el kitapçıklarında bile yer alan en temel, basit bilgilerden biri. “50 Soruda AİHM” gibi, Avrupa’nın en üst düzey yargı kurumlarından birini hiç bilmeyenlere tanıtmayı amaçlayan kitapçıklarda bile açıkça yazdığı üzere:

“İhlal bulan kararlar bağlayıcıdır. Muhattap, devletlerdir ve kararların gereğini yerine getirip, kararları infaz etmekle yükümlüdürler. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kararların icrasını izlemek; özellikle de, başvuranların uğradıkları zararlara karşılık kendilerine verilmesi öngörülen tazminat miktarlarının ödenmesini sağlamakla görevlidirler.”

Şu söylenebilir: AİHM kararları, taraf ülkeleri bağlamakla beraber, elbette bu kararlara uymamak da bir seçenektir -ancak, sonuçlarına katlanmak koşuluyla... Eğer ki, AİHM kararları “yok sayılırsa”, o zaman Avrupa kurumları da, söz konusu ülkeyi “yok saymaya” başlar. Sonuçta, AİHM’nin tutup da, kararlarına uymayan ülkelere atom bombası atacak hali yok -fakat, AİHM ile inatlaşma, Türkiye için “nükleer” etkisi yaratabilecek bir zıtlaşma sürecinin başlamasına neden olabilir.

Denebilir ki, AİHM kararlarına uymayan mı yok? Şimdiye kadar ne gibi bir yaptırımla karşılaştılar ki, şimdi Türkiye karşılaşsın? Hele ki, “mülteci kartını” elinde tutan, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in hep son dakika jokerini uzattığı Türkiye mi bir yaptırıma maruz kalsın?

Haksız mı Ankara'da yapılan hesap?

AİHM’nin mahkumların oy verme hakkının ihlal edildiğine hükmeden 2005 tarihli “Hirst/Birleşik Krallık” davasına yönelik kararının, “en hafif biçimde uygulanmaya konması”, neredeyse 15 yılı bulan bir süre almıştı. Üstelik de, kararı uygulamayı reddeden, demokrasinin beşiği kabul edilen bir ülkeydi. 2012’de dönemin Britanya Başbakanı David Cameron, AİHM’ye hitaben Strasbourg’da yaptığı bir konuşmada “Mahkeme, ulusal düzeyde ele alınabilecek sahte davalara karşı kendini tam olarak koruyabilmelidir” diyerek Hirst/Birleşik Krallık davasını küçümsemişti.

Ama işin şurası da var...

Bugün, David Cameron siyasetten “erken emekli” oldu; unutuldu gitti. Selefi Theresa May, 2016’da ülkesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmaktan çekilmesi gerektiğini düşündüğünü söylemişti. May de silindi gitti. Birleşik Krallık, yaklaşık bir hafta sonra Brexit ile Avrupa Birliği’ne veda........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play