We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Popülistlere karşı ne yapmalı!

27 10 0
23.07.2021

Bir grup insanın soyumuzun geleceğini kurtarmak üzere uzay gemisine doldurulup yıllarca sürecek seyahatlere çıkartılmasına dair filmlerin sayısında hatırı sayılır bir artış dikkat çekiyor. Yakın uzay artık bir gizem olmaktan çıktığı içindir belki de. Tek başlarına birçok ülkenin gelirinden fazla servete sahip olan botokslu adamların özel oyuncaklarıyla zırt pırt uzaya gidip geldiği bir çağda, bilimkurgunun ufukları da daha uzaklara bakmak durumunda tabii ki. Aslında, dünyanın insan soyu için bir noktada yaşanılamaz hale geleceği öngörüsü önce Mars’ın hedefe konulmasına neden olmuştu. Oraya gidip koloni kurup soyumuzu sürdürebilir miydik? Kızıl gezegenin buna pek müsait olmadığı, ama madenlerinin pek kıymetli olduğu anlaşılınca sadece emperyalist devletler ve küresel şirketlerin ilgi alanında şu aralar orası. Haliyle soyumuzun devamı için dünyaya benzeyen bir gezegen arayışı da filmlere kaldı. Onların içeriği de çoğunluğu Güneş Sistemi dışında bir yerler keşfetmek, keşfedilen yerlere yerleşip medeniyeti yeniden inşa edecek yolculuklar tasarlamak üzerine inşa edildi. Ama pek mahir oldukları söylenemez. Yakın dönemde izlediğimiz “Uzay Yolcuları”, “Kaçak Yolcu”, “Oksijen” gibi bu motivasyona sahip yapımlar sınıfı geçmekte başarısız oldular.

İnsan soyunun yürüyüp yürümemesinin neden bu kadar önemli olduğu, dünyayı yok etmek üzere olan bir türün başka bir gezegeni de mahvetmesinin gerekli olup olmadığı soruları bir yana, bütün bu yapımların (ve aslında uzay filmlerinin çoğunun) fetihçi bir bakışla inşa edildiğini biliyoruz. Burjuvazinin sömürge zamanlarının bilinçaltının dışa vurumu gibi adeta. Başka dünyaları kolonize etmek, sömürmek ‘gelişim’ olarak........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play