We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Yeşilçam’a giriş…

49 7 5
23.04.2021

Geçmişe dair bir anlatı niye inşa edilir? Bu soruya birçok cevap verilebilir kuşkusuz. Bu cevaplardan birisi bugüne dair bir şeyler söylemek için olabilir. Bir diğeri, geçmişe dair doğru bilinenlerin yanlış olduğunu göstermek içindir belki. Geçmişin o parçasına dair algıyı yeniden inşa etmek ya da dağıtmak da cevaplardan birisi. Ama olmaması gereken geçmişi yeniden inşa etmek, geçmiş gibi bilineni ısıtıp seyircinin/okurun önüne koymak olmalı.

Henüz iki bölümünü izleyebildiğimiz BluTv yapımı “Yeşilçam” bütün bu cevapları ve belki çok daha fazlasını içinde barındırıyor. Levent Cantek ve Volkan Sümbül’ün kaleme aldığı senaryodan Çağan Irmak’ın çektiği dizi, 60’lı yılların ilk yarısında açılıyor. Darbenin etkilerinin bitip, 1964’te İstanbul Rumlarının zorunlu göçünden önceki zaman aralığına…

“Yeşilçam” denilince aklımıza birçok şey gelebilir. Aşırılık bunlardan birisi örneğin, acımasız rekabet de öyle… Sonsuz emek sömürüsü, bir o kadar da duygu sömürüsü. Ama aynı zamanda sinema aşkı ve sevgisi. Hikayenin ana karakteri Semih Ateş, batmış bir yapımcı. Yeşilçam şöhreti eşi Mine Cansu’dan ayrılmış, belli ki ‘sonradan görme zengin’ ortağından kazık yemiş, büyük oyuncuların sofrasına meze olmuş birisi. İstiklal Caddesi’nde başlayıp revü kızlarının dans ettiği bir gece kulübünde biten açılış sahnesinden dizinin vaatlerinden birisinin yalnızca Yeşilçam’ın değil, çağın aşırılıklarını göstermek olacağı hissine kapılıyoruz. Açılış sahnesinin finalinde azgın rekabetin, bel altı vurmaların, aç gözlülüğün dönemin sinema piyasasında nasıl da kendisine yer edineceğine dair ipuçları da görüyoruz.

Sonra Kıbrıs sorunu yüzünden Rum vatandaşların giderek artan geriliminin ipuçlarını, karanlık bazı devlet erkânının ortalıkta arzı endam etmesini, komünizm paranoyasını ve tabii ‘küçük Hollywood’ olma rüyasını da. En nihayetinde Yeşilçam’ın çok değil 10-12 yıl sonra tekleyecek kalbinin gümbür gümbür attığı, en uzun mesafeleri en kısa sürelerde koştuğu, yılda 300 film, yüz milyonlarca seyircili zafer yıllarının tam arifesi.

Yazının girişine dönersek. Yeşilçam........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play