We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ahmet Kural’ın beden dili ve yazılı şiddeti...

108 34 956
04.11.2018
“Ahmet Kural yalnız değildir!” diye bağıranlar var şimdi. Bence de yalnız değil. Bir sürü var ondan. Daha beterleri var. Çok daha beterleri var. Kadınlar konuştukça, azalacaklar tek tek.

Bazen birisi uzun uzun, güzel güzel, mırıl mırıl konuşur. Anlattıklarının hepsi de gayet mantıklı ve inandırıcıdır ama nedense, inanmazsınız. İnanmayı çok istediğiniz zamanlarda bile, inanamazsınız. İçinizden bir ses, karşıdakinin doğru söylemediği ihtimalini fısıldayıp durur.

O içinizde fısıldayan ses, genelde haklıdır. Karşınızdakinin ağzından dökülen kelimelere değil, beden dili ve mimiklerine bakar çünkü. Kelimelerle beden dili arasında uyum yoksa, konuşmada söylenmeyen bir şeyler, yalanlar, gerilimler, akrepler, yılanlar var demektir.

“İnsanın kelimeleriyle beden dili nasıl uyumsuz olabilir?” sorusunun cevabını görmek isterseniz, bugünlerde adı şiddetle anılan Ahmet Kural’ın çok üzgün olduğunu açıkladığı videoyu izleyebilirsiniz.

Ellerini birbirine sımsıkı kenetlemiş, çok hızlı konuşan bir Ahmet Kural’la başlıyor video. “Öncelikle böylesine çirkin iddialarla karşınızda olduğum için, çok üzgünüm. Bu çirkin iddiaların da hiçbirini kabul etmiyorum” diyor. (“Çirkin iddia”yı biraz daha tekrarlarsa, olanların gerçekten sadece çirkin bir iddia olduğuna inanabiliriz belki.)

Ellerini o kadar sıkı kenetlemiş ki, parmakları ezilecek gibi duruyor. Bu hareket stresin, gerginliğin ve kaygının habercisidir maalesef. İnsanın bazen kendini, bazen stresini bastırma, ellerini bir dayanak gibi kullanıp güç alma, kendini güvende hissetme ihtiyacıyla yapılır. Negatiftir yani. Eller ne kadar sıkı kenetliyse, duygu da o kadar negatiftir.

Konuşurken, durup durup sağa doğru bakıyor. Geçmişle ilgili bir olay anlatılırken, bir şeyi hatırlamaya çalışırken, genellikle sağa değil, sola bakılır oysa.

Sağ tarafa, daha çok yeni bir fikir düşünürken bakıldığı için, yalan tespit etmede, önemli bir ipucudur sağa bakmak. Sağa bakanın, olayları değiştirerek anlatacağı, yaratıcılığını kullanarak yeni versiyonlar üreteceği düşünülür.

“28 Ekim Salı günü Sıla ve ailem yemek yedik. Güle oynaya Zekeriyaköy’deki evimize geldik” derken, ellerini açıp, sanki temizlemeye çalışır gibi birbirine sürtüyor. Bu hareket, aslında bir şeyden kurtulma, “Bitti........

© Gazete Duvar