We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şiirinde slogan atmadan politik olan şair: Bouanani'den 'The Shutters'

22 21 0
25.07.2021

“Devlerin dünyayı mesken tuttuğu ve her cuma okyanusun ölü balık ve ahtapotları sahile vurduğu eski günlerde bir adım ve yaşım vardı. Kareli kâğıtlara figürler, devinimler, yeknesak siluetler, miniskül kıtalar ve kırmızı kenar boşluklarından taşarak tufanlara yola açan titrek yapılar çizer, ‘buradayım’ derdim.”

Ahmed Bouanani’nin The Shutters (Panjurlar, New Directions, 2018) kitabı bu cümlelerle başlıyor. Adını, yaşını, buradayım dediği zamanı, Fas’ın hem çok kısa hem çok uzun tarihini çocukluğunun panjurları ardından hatırlayan bir yazarın düşleri ve genelde uyanıkken gördüğü kabusların sesleri ve görüntüleriyle devam ediyor kitap. Düz yazıdan şiire evrilen anlatıda çocukluk ansızın bitiveriyor, yakın arkadaşlar gizli hapishanelere düşüyor ya da sürgün gittikleri şehirlerde kederden ölmemek için toplaştıkları masaların etrafında “bakışsız sineklere dönüşüyor.” Sokak ortasında güpegündüz vurulan bir babanın yerde kalmış kanına sonradan birçoklarının kanı karışıyor ama yine de minarelere tünemiş cılız tanrılar cennet vaat etmekten ve bu cennete yeni peygamberler atamaktan bir türlü vazgeçmiyor. Kerli ferli kahramanlar bile son teknoloji harikası savaşlar yüzünden işsiz kalırken, savaşın ortasına doğanlar çocukluk deyince en çok Amerikan silah depolarını, askerlerin açlık ve kıtlığın ortasında dağıttığı çikolataları hatırlıyor. Ve kimse hiçbir şeye, “boynuzlarının üstünde dünyayı taşıyan öküze bile” artık şaşırmıyor.

Bouanani’nin sömürge tarihine “post” adını takanlara, ezilenlerin müşterek tarihinin kesintiye uğramamış bir zamanı ve sınırları her şeye rağmen çizilememiş geniş bir coğrafyası olduğunu hatırlatmak gibi bir derdi var —Kitapta en sık geçen cümlelerden biri “Hatırlıyorum” ama kanımca bu cümleyi “Hatırla” diye okumak lazım. O, bu derdi maruz kaldığı baskının, şiddetin ve kayıplarının sonucu seçtiği yalnızlığın tok sesiyle, tekrarlarla, tekrar ettikçe kayganlığı artan gerçeğin sır perdesinin ardında değil, perdenin ta kendisi olma ihtimaliyle ve şiirin büyüsünü hiç bozmadan anlatıyor. “Hoparlörün icadıyla / küçüldü minareler” diyor Bouanani. Sonra emsalsiz tanrıların yanına emsalsiz düşmanların listesini ekliyor. Mesela hiç susmayan efendilerin sessizliği bir zenginlik olarak kakalamasına “Dilsiz birinin dilsizlikten ötürü zengin olduğuna henüz rastlamadım” diye yanıt veriyor. İthal edilen efendiler kadar hakiki yerli malı olanları da dilin ve şiirin hizasına getiriyor, yine de........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play