We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İki kitap, birkaç sözcük

36 7 13
10.05.2021

Clarice Lispector’un 'Yaşam Suyu' (Água Viva, New Directions, 2012) ve Elena Ferrante’nin 'Tesadüfi Buluşlar' (Incidental Inventions, Europa Editions, 2019) kitaplarını birer hafta arayla, adımı hala doğru telaffuz edemeyip bunun telafisi adına bana gözlerinin içiyle masmavi gülen postacı getirdi. Adı Juan Manuel. Kitapları ben sipariş etmediğim halde bunun bir tesadüf olduğuna inanmak için hiçbir sebebim yok. Çünkü her iki kitabın da bir süredir üzerinde yoğun olarak düşündüğüm yahut hissettiğim bazı konulara ve kendi kendime sorduğum sorulara lafı hiç uzatmadan verdiği yanıtları bir tesadüf olarak açıklamak korkunç bir tembellik olur. Tembellik de her şeyden önce çok sıkıcı ve sonsuzca uzayabilecek esneklikte olduğu için tercih ettiğim bir insani hal değil.

İngilizcede keşfetmek, icat etmek, yaratmak anlamına gelen ‘to invent’ fiilinin artık modası geçmiş ama bilinen ilk anlamı ‘zaten var olan bir şeyle karşılaşmak, yüz yüze gelmek’tir. Sözcüğün anlamını biraz daha açarsak, onun bize, keşif yoluyla yarattıklarımızın temelinde şimdilerde birçoğumuzun çok kıymet verdiği özgünlük yahut öncesiz bir boşluğun gökten zembille inip yarattığı bir yenilik arayışının nafile bir uğraş olduğunu söylediğini görürüz. Bu karşılaşmanın ya da yüzleşmenin ne kadar tesadüfi olduğundan ise pek emin değilim.

Tesadüfi Buluşlar, Elena Ferrante, Çevirmen: Eren Yücesan Cendey, Everest Yayınları, 2019.

'Tesadüfi Buluşlar', Ferrante’nin bir sene boyunca The Guardian gazetesi için yazdığı haftalık köşe yazılarından oluşuyor. Ferrante, yazıyı önceleyen her aklıselim yazar gibi harflerin, sözcüklerin, noktalama işaretlerinin ve sözcük aralarındaki o çok gerekli boşlukların geniş bir zaman ve mekândan süzülerek sayfaya damladığının çok farkında. Beni Ferrante’nin yazdıkları kadar ilgilendiren başka bir konu da uzun yıllar kimliğini açıklamamak için harcadığı çabası ve haklı ısrarıdır. 2016 yılında İtalyan bir gazeteci tarafından yapılan ‘kimlik tespitine’ kadar, Ferrante’nin sadece ve sadece yazdıklarını okuduk. Söyleşiler, etkinlikler, sosyal medya çılgınlığı, okur mektupları, kitap fuarları gibi herkesin ya mecburen ya da çok severek yapıp ettiği işlerden böylece kendini muaf tuttu. Bu en çok sözcüklerin işine geldi bence. Sonra da........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play