We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Covid-19 - Kuraklık-20

11 2 25
21.12.2020

Bir süredir ülkede bir kuraklık tartışması var. Ama bu tartışma tamamen sağ bir çizgiden, iktidarın politikaları ekseninden yürüyor. Ucu halka dokunan, Ayşe teyzeye dokunan bir tartışma. Zaten her şeyin suçlusu halk. Siyaset zaten topu başkasına atma sanatı, bilirsiniz.

Marx, egemen olan fikirlerin egemen sınıfın fikirleri olduğunu söyler. Egemen fikirler kuraklıkta tabii ki halkı suçlayacak, o dişini fırçalayan halkı. Reklamlar ve kamu spotları da bunun propaganda aracı zaten. Bugünlerde yalanlar ve ezberler üretiliyor. O ezberler yüzünden sorgulamıyor, doğrudan kullanıyoruz. Yalan bir bilgi gerçekten daha hızlı yayılıyor. Bu işlere kendini vakfetmiş üniversitelerimiz, sivil kuruluşlarımız ve onların PR şirketlerinin eşsiz bir başarısı bu.

Tabii ki “iktidarın güçlü olduğu” ezberi de bunun devamı. Bunun cevabı “iktidarın zayıf olduğu” iddiası değil. İktidar her sabah binlerce fabrikada üretimi, binlerce işyerinde çalışma biçimini her gün her gün üretirken bizim de buna karşı gerçeklerin üretimini yapmamız kolay değil.

Neden bu kadar geniş bir viraj alarak konuya geldik? Eğer kuraklık meselesinin siyasi zeminini görmezseniz bu iş olmuyor. Kuraklık meselesinin teknik ve politik boyutunu ilişkilendirmezseniz de bu iş olmuyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) analizlerine göre 3 aylık periyotlar halinde en şiddetli kuraklığı yaşıyoruz. Bunun benzerini 2 yıl evvel yaşamıştık. 2017-2018 dönemi 24 ay kadar süren kurak bir dönemdi. MGM’nin 24 aylık endeksleri bizlere bunu söylüyor. O dönemin sonuna doğru kuraklıktan daha büyük sorun olduğunu, ortada bir “Kuraklık A.Ş.” politikası olduğunu hep beraber tartışmıştık. Bugün yaşanan bu kuraklığın arkasındaki politikaları anlamak için o gün yaşanan o kuraklığı incelemenizi tavsiye ederim.

Şimdi tehlike daha büyük.

3 aylık dönem olarak en kötü dönemi geçiriyoruz. 6 aylık dönemde de öyle. Eğer bir kuraklık döneminin sonunda isek sorun değil. Ama başı ise iş ciddi. Bu kış kar yağmazsa ya da az yağarsa yüksek ihtimal 90’lardan bu yana en kurak 12 ayı geçireceğiz.

Kasım ayı için 6 aylık kuraklık analizi (Kaynak: MGM)

Ortada iklim meselesi, salgın meselesi varken üstüne kuraklık meselesi çıktı. Ama daha kötüsü kuraklık fırsatçılığı, kuraklık popülizmi var ki, bu hepsinden de kötü. Halkı tasarrufa davet edip hâlâ kuraklığı besleyen siyasetçiler her yerde.

TV’ler kuraklığın geldiğini gösterişli bir şekilde anlatırken, AK Parti başkanı en üst perdeden konuyu dillendirirken, tam teslim olacağınız an sizlere uzmanların tavsiyesi ile zehri içiriyorlar. Zehir çok basit, sisteme dokundurmadan, onun “Kuraklık A.Ş.” modeline zeval getirmeden sorunu çözmek. Yolu da basit, sorumluluğu halka çıkarmak, bizleri suçlayan, halkı sorumlu tutan reklamları servis etmek. Ama unutmayın, Türkiye’de şebekeye giren her 3 litre suyun en az bir litresi daha eve gelmeden kayboluyor. Bu bir litre kaçak ve kaybı önlemiyoruz. Çünkü salgında insanlara ellerini yıkayabilecekleri lavabolar açmayan belediyeler diş fırçalarken açık bırakılan su ile ilgilenmeyi........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play