We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bizim enerjimiz bize yeter!

29 64 30
22.02.2021

Türkiye’nin çok açık bir 'iklimi değiştirme politikası' var. Geçen hafta açıklanan “İklim Değişikliği ile Mücadele Bildirgesi” ile bunu gördük!

'Bu sadece iktidarın politikası' deyip kendimizi sıyırmayalım. Aynı zamanda muhalefetin politikaları da iklimi değiştirmek üstüne ama kimse onlara söylemiyor.

Türkiye’nin iklimi değiştiren ekonomik alanlara kucak açmasının çok basit birkaç nedeni var ama o nedenlere kimse girmek istemiyor. Neden herkesin çimento, otomotiv, kömürü çağıran politikalara destek verdiklerini sorsak yeterli olacaktır.

Bu tartışmaların hepsi ile kesişen ve çok şey anlatan bir gösterge olarak iki konuyu paylaşacağım; yenilenebilir enerji hedefleri ve enerji verimliliği mevzuatının kronolojisi. Sadece bu iki kronolojiyi, süreci anlamaya çalışmak, soru sormak, sorgulamak ve yaşamımızla bağlantısını kurmak oldukça öğretici olacaktır.

Önce yenilenebilir enerji ile başlayalım. İçinde bulunduğumuz bin yıl, yenilenebilir enerjinin bin yılı olarak başladı. Rüzgâr ve güneş bu bin yılda patladı. 2000 yılında sadece dünyada 17,4 GW, yani 17 bin 400 MW rüzgâr enerjisi kurulu gücü varken, 1,3 GW yani 1.300 MW güneş enerjisi kurulu gücü vardı.

Türkiye de bu gelişmelerden etkilendi ve 2009 yılında 2023 yılı için rüzgârda 20 GW kurulu güç hedefi koydu. Sonra bu hedefi engellemek için elinden geleni yaptı. Geçen hafta 2023 hedefini 2030’a ertelediğini, 20 GW hedefini de 16 GW’a düşürdüğünü bir kez daha açıkladı. Rüzgardaki ertelemelerin ve küçültmelerin tarihini aşağıdaki tablodan görebilirsiniz.

Türkiye 2009’da güneş için hedef koymamıştı ama güneş her sabah doğuyordu. 2015’te 2019 yılı için 3 GW kurulu güç hedefi konuldu. Enerji belgeleri ile 2023 hedefi 10 GW olarak konmuştu. Ama iklim belgelerinde bu hedefler nedense 2030’a ötelendi.

Rüzgârı dizginlediler ve şu an........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play