We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çalınan hayatlar, güneşe kapalı pencereler

18 13 3
15.05.2022

Ondokuzuncu yüzyılda, Danimarka’nın uzak bir köşesinde bir köy Jutland… Önce, köylülerce saygı duyulan pietist papaz babalarıyla, babalarının ölümü ardından sahip çıktıkları kilise içinde ömrünü tüketmiş iki kız kardeş… Fransız 1848 devriminin iç savaşa yol açan şiddeti ve öldürülme korkusuyla mülteci yaptığı, Paris’teki ünlü Café Anglais'nin baş aşçısı Babette Hersant başını sokacak yer karşılığı Filippa ve Martine kızkardeşlere ücretsiz hizmet etti, tam on dört yıl... Ve bir gün Babette onların yaşamında olağanüstü bir değişim yarattı.

’Yemek konulu film’ denilince ilk akla gelenlerden biri olan Babette's Feast/Babette'in Şöleni (1987) kısa öyküsüne yukarıda değindim… Şölen, babalarının 100.yaş gününde kız kardeşler ve cemaatin yaşlı yedi üyesine Babette’in kazandığı büyük bir piyangonun tamamını harcayarak armağan ettiği ziyafetten başka bir şey değil…

Babette : Babanızın doğum günü kutlama yemeğini ben hazırlamak istiyorum.

Martine : Ama sevgili Babette, bir akşam yemeği partisi vermek niyetinde değildik. Ablam ve ben mütevazi bir akşam yemeği ve ardından bir fincan kahve düşünüyorduk.

Filippa : Biliyorsun, misafirlerimize daha fazlasını teklif etmedik.

Babette : Fransız yemeği hazırlamak istiyorum.

İsrail’in ünlü gastronomi dergisi Al Hashulchan’ın editörü, yemek kitabı yazarı Janna Gur on yıl önce İstanbul ziyaretinde gazeteci Gülsin Harman’ın “…yemek editörlüğüne başlamadan önce çevirmenlik yapıyormuşsunuz. Bir kitapta sizi etkileyen bir yemek sahnesi ya da yemekle ilgili bir detay var mı?” sorusuna bir süre düşündükten sonra Babette’in Şöleni filminin adını verir.

“…Muhafazakâr, küçük bir köye bir kadın gelir…Hayattan keyif almayı düşünmeyen dindar insanların arasında yaşarken bir anda eline büyük bir para geçer. Bütün parayı bir ziyafet için harcamaya karar verir… Lüks malzemeler alır. En önemli sahne ziyafette yemekleri tattıkları an. Herkesin suratı yavaş yavaş değişmeye başlar...”

Danimarkalı yönetmen Gabriel Axel’in çektiği Babette'in Şöleni aynı yıl ‘en iyi yabancı film Oscarı’nı da alacaktır. Isak Dinesen takma adını kullanan, filme de uyarlanan Out of Africa (1985) yazarı Barones Karen Christenze von Blixen-Finecke’nın öyküsü gerçekte Norveç liman kasabası Berlevåg'da geçmektedir. Ancak yönetmen Axel, çekim mekânı bu yerin çok pastoral olduğunu görünce Jutland’da küçük gri bir köy inşa ettirecektir. Bu bilgi bir yana Isak Dinesen ünlü yazar Balzac’ın romanlarında yaptığı gibi 19. Yüzyıl toplumsal yaşamına, bu kez yemeği ‘şehvetli lüks günah’ olarak niteleyen ama birden karşılarına çıkan ve kabulde zorlanmadıkları dünyevi zevkle de inançları sarsılacak bir topluluğa, gençliklerini yaşayamadan tatsız tuzsuz geçen zamanları ve eski aşklarını sorgulayan kızkardeşlerin dünyasına kalemiyle girmiştir.

Babette, yeğeninin yardımıyla buz, içinde şarap, şampanya, konyak ve şeriler ve diğer malzemeleri Jutland’a getirtecektir. Kızkardeşlerden Filippa taşınanlara bakarak sorar:

-Bu şarap değil mi?

-Bu bir Clos de Vougeot 1845, Rue Montorgeuil, Chez Philippe’den.

Martine kendini, evini sanki cadılar bayramı için kullandıran biri gibi niteler, babasının cemaat üyesi yedi yaşlı kişiye açıklamak zorunda kalır.

-Kötü bir niyetimiz yoktu. Filippa ve ben sadece........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play