We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sözleşme, şiddet, kötülük…

27 19 7
26.03.2021

Beş gün önce yayınlandığı gecenin karanlığını üstümüze kalın bir perde gibi çeken, hukuken “yok hükmünde” bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden çekildi. O günden itibaren bu ülkenin bütün kadınları artık şiddet kurbanıdır.

Karar, kamusal alanı yıkarak toplumu geniş bir aileye dönüştürmeyi hedefleyen, yurdu eve özdeş sayarak dokunulmaz mahrem ilişkilerin alanına indirgeyen bir zihniyetin ürünü. Tıpkı çekirdek ailenin mekânı ev gibi, ev olarak yurt da kamusallığın değil “özel”, “mahrem” ilişkilerin alanı haline geldiğinde dokunulmazlık zırhına sokulmuş olur. İçindekilere dokunan, onları öldüren şiddeti önlemek gibi bir gerekçe bile hiç kimseye bu zırhı delme gücünü veremez. Zaten yurt ev olunca her köşesinde kol kıranların kırdıkları kolların yen içine gizlenmesi için de artık bir gerekçe kalmaz. Herkesin bildiği, herkesin ortak olduğu, ama yine herkesin kurbanı olduğu şiddet… Çıplak, totaliter şiddet… Hepimizi suç ortağı kılan şiddet… Alınan karar işte bu nedenle bizatihi bir şiddet edimidir. Herkesi aynı suçun ortağı kılma girişimidir. Yalnızca hukuka aykırılığıyla değil bu nedenle de reddedilmelidir.

Bütün kamusal alanın bu şekilde çökertilmesi, özel alanın da çökmesi demektir. Tersine işleyen bir totaliterlik gibi… Haklarıyla değil büyük aile içindeki rolü çerçevesinde var olabilen bireyi koruyan kamusal araçlar yoktur artık. Ailede reis olduğunu sananın reisliği de vekaletendir. Ev sandığı yeri koruyan duvarlar yoktur, ailesini bir başka reisin hükmüne terk etmiştir. Kendisi de onun vekili olarak temsili bir otoriteye sahip olabilir. Birbirine benzeyen evlerde, birbirinin kopyası “aileler”, o tek reisin hükmüyle yer içer, ürerler. Reisin onayıyla şiddet artık çıplaktır. Kadınlar okumasa da........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play