We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Martıların çığlığı, kentler, Rıza Bey Apartmanı…

33 10 6
06.11.2020

Şu aralar sık sık yaptığımız gibi, birkaç gün önce iki kardeş sahile yürüyüşe gittik. Evde geçen günlerimize hareket katmak için olabildiğince tenha saatleri seçerek böyle yürüyüşler yapıyoruz onunla. Yorulduk, denize karşı kayaların üzerine yerleştirilmiş taşlara oturduk. Güneş güzeldi. Sonbahar esintisinin ürpertisine karşı güneşin sıcaklığını hissedebilmek güzeldi. İşte biz öyle havadan sudan sohbet edip artık yaşlanmaya yüz tutmuş kemiklerimizin ihanetine isyan etmekle fazlasıyla meşgulken öyle bir olaya tanık olduk ki günün sıradanlığı paramparça oldu.

Genç bir anne, yanında sekiz yaşlarında oğlu, ellerinde poşetler… Bize doğru geldiler. Poşetlerden ufalanmış kekler, kurabiyeler, ekmekler çıkartıp etrafta bolca bulunan kuşlara doğru atmaya başladılar. Bir anda hemen yanımızdaki küçük beton alan martılarla doldu. Durum önce fazlasıyla olağandı. Hepimiz hayatımızda en az bir kez kuşlara ekmek/yem atmışızdır. Kuşların üşüşmelerini, itişip kakışarak bir ekmek parçası kaptıktan sonraki zafer anlarını pek de sevimli bulmuşuzdur. Ana-oğulun yaptığında da yadırganacak hiçbir şey yoktu. Oysa hiç de öyle olmadı. Martıların bir parça ekmek veya kek kapabilmek için gözlerindeki doyurulamaz açlıkla giderek daha yüksek tondan çığlık atmalarıyla olayın sıradanlığı kayboldu. Çaresizlikle edepsizlik arasında bırakılmış onlarca martının kulakları yırtan, can acıtan çığlıkları içime işlemeye başladı. Sanki zaman durdu, yanımda çığlık çığlığa bir parça kek isteyen martıyla benim dışımda her şey silindi. Sanki bizim kendi ellerimizle yarattığımız, adına kent dediğimiz betondan hapishanelerin zorunlu mahkumu bütün canlılar adına ağlıyordu o martı. Aradığı, açlığını giderecek bir........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play