We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mart Tavşanı, Şapkacı ve ben

17 6 11
29.01.2021

Size bir mesel anlatacağım. Bu meseli yıllar önce babamın can dostu rahmetli Mehmet amcadan dinlemiştim. O zamanlar 12 Eylül darbesinin travmasıyla boğuşuyorduk. Dinlerken dönemin ruhunu bulmuştum içinde. Ama belki de daha çok bugünler için söylenmiş gibi:

Memleketin birinde, bir hükümdar varmış. Astığı astık, kestiği kestik. Tebaasından birileri azıcık icraatlarını eleştirse, hemen başını ezmek istermiş. Yaparmış da… Ama işler öyle bir hal almış ki memlekette gülen bir yüz görmek neredeyse imkansız hale gelmiş. Açlık bir yandan, sefalet bir yandan, hastalıklar bir yandan, zulüm bir yandan…. Herkes bezmiş. İnsanlar yavaş yavaş birbirlerinden örnek alıp seslerini yükseltir olmuşlar, aykırı sesler birken bine çıkmış. Hükümdar durumdan hiç memnun değilmiş. Sarayında rahatı kalmamış. İsyanlar yayıldıkça onun da zulmü artmış. Emrinde ne kadar adamı varsa memleketin dört bir yanında ayaklanıp aş, iş isteyenlerin üstüne salmış. Yakalanıp zindana atılanların sayısı arttıkça artmış, sonunda zindanlarda yer kalmamış, yeni zindan yapmaya da adam yetiştiremez olmuş. Hükümdar kara kara düşünüp bu duruma bir çare ararken vezirlerinden en aklı evveli şeytanı bile kıskandıracak bir fikirle çıkagelmiş:

- Ululardan ulu, yücelerden yüce Hükümdarım, bir zehir var içeni delirtiyor. İçtikleri suya bu zehri karıştırırsak herkes delirir, böylece kimse isyan edemez, sesini çıkartmayı düşünemez; kısa sürede sorunumuz çözülmüş olur.

Hükümdar........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play