We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Varlığımız sömürenlere armağan olsun!

152 56 77
04.05.2021

Modern tarihin en büyük ve usta işi yalanlarından biri herhalde kapitalizmin 'serbest piyasa' ilkesidir. Demokrasinin ve demokratik hükümet sistemlerinin mucidi olan burjuvazinin, dünya ve insanlık tarihi bakımından son derece 'yeni' sayılabilecek marifeti. Feodal üretim ilişkilerinin bağrında doğup onu ve ilişkili her şeyi yerle bir eden, kapitalist üretim biçimini kendinden önceki dört ana üretim biçiminden farklı olarak yeryüzüne yaygınlaştırmayı başarabilen sınıf. Marx ve Engels'in Komünist Manifesto'sundan bir kez daha:

“Burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır. Burjuvazi, iktidara geldiği her yerde bütün feodal, ataerkil, kırsal cennet fantezilerine hitap eden ilişkileri kırıp geçirdi. İnsanları doğal amirlerine bağlayan envai çeşit feodal bağları acımaksızın koparttı, insanla insan arasında çıplak çıkardan, duygusuz 'peşin ödemeden' gayrı bir bağ da bırakmadı geriye. Dindarâne cezbeyi, şövalyece tutkuyu, dar kafalı orta sınıf hüznünü, bencil hesapçılığın buz gibi soğuk suyunda boğuverdi. Kişisel onuru değişim değerine çevirerek feshetti, kâğıda geçerek kazanıma dönüşmüş sayısız özgürlüğün yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü geçirdi. Sözün kısası, dinsel ve politik illüzyonlarla perdelenmiş sömürünün yerine, utanmaz, doğrudan, kuru sömürüyü koydu.” (Komünist Manifetso, çeviri ve sunuş Tanıl Bora, İletişim, 2018)

Burjuvazi ve kapitalizm yüz yıllar içinde değişti, dönüştü haliyle. Burjuva ideolojisi, özel mülkiyet, liberalizm denildiğinde ilk akla gelen düşünür olan John Locke'un ölüm tarihi, 1704. Buhar gücüne, makinelerin insanı yutmasına, fabrika ve modern işçi sınıfına, örgütlü işçi mücadelesine, sendikalara vs. var daha o tarihte. Sanayi Devrimi, öncesinde var olan ilişkileri alt üst ederken kendisiyle mücadele edecek ve nihayetinde koltuğundan edecek sınıfı da o ilişkilerin bağrından çıkardı.

Yüz yıllar boyunca değişmeyen ise, giderek daha fazla kâr elde etme isteği ve bunun için yapılabilecek her neyse onu yapmak. Hammadde gereksinimi varsa savaş çıkarıp milyonlarca insanı yok ederek başkasının yurdunu işgal etmek, sömürgeleştirmek, ucuz işgücü gereksinimini uzak diyarlarından siyahları getirip köleleştirerek karşılamak, kadınları çocukları ölümüne çalıştırmak, bir süre sonra örgütlenmeye başlayan ezilenleri kriminalize etmek için türlü yöntemler uygulamak, yakıp yıkmak ve yapısal-dönemsel krizleri aşmak için hiçbir acımasızlıktan, hatta gerektiğinde faşizmi icat edip halkları cani ruh hastalarına mahkum etmekten bir an olsun çekinmemek...

Kuşkusuz yalnızca baskı ve şiddetle bunca zaman 'hâkim' kalamaz bir sınıf. Cilaya da gereksinim var. İnsanoğlunu, ömür boyu çılgınlar gibi çalışarak hiçbir şeye sahip olamamanın erdemine ikna etmek gibi bir büyük başarı, ancak büyük ve karmaşık bir organizasyonla mümkün. Hiç kimse........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play