We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ne diyeceğini bilememekten kaynaklanan, suskunluk...

165 112 0
29.06.2021

“Bunca şey oluyor ve ülkede yaprak kıpırdamıyor,” benim gibi herhalde sizlerin de sık işittiği bir serzeniştir. Kıpırdayıp kıpırdamadığını bilmiyorum, muhtemelen kıpırdıyordur ya da nasıl kıpırdaması gerektiğini bilmiyordur o yaprak, kolay değil baskı rejimlerinde kıpırdamak. Kendi kendime sorduğum ve yanıtından emin olamadığım soruların, eş dost arasında da yaygın olduğunu gözlemliyorum bir süredir. Bu 'seyretme' halinin gerekçesi ne olabilir? Bizden bir şey olmaz mı? Hep mi böyleydi toplumun dokusu, yeni mi fark edilir oldu? Bu kadar zorluk ve skandal üst üste geldiğinde nasıl düşünüp davranmalı insan?

Olağan koşullarda 'akıl almaz' ifadesiyle tanımlanabilecek rezaletlerin günlük yaşamın parçası haline gelmesi, bitip tükenmeyen 'haberdar olma' durumu, adı geçen herkesin kaldığı yerden devam ediyor görünmesi, bir kural haline gelen 'cezasızlık' ve daha da vahimi, bu durumun sona ermeyeceği yönünde giderek güçlenen ve yaygınlaşan kanaat, ister istemez sessizliğe neden oluyor sanırım. Sessizliğin çok gerekçesi olabilir, muhtemelen sayısız insanın olup bitenle pek ilgilenmiyor oluşu da bunlardan biri; ancak gözlemleyebildiğim çevremin halinin nedeni, daha çok skandal bombardımanı karşısında 'ne diyeceğini bilememekten' kaynaklanıyor. Bunun benim üzerimdeki etkisi genellikle 'ne yazacağımı bilememek' ve okuduğunuz türde gevezeliklerin bir nedeni de bu aslına bakılırsa. Ne yazacağımı bilmediğimde, ne yazacağımı bilmediğimi yazıyorum! Yazacak ve söyleyecek çok şey olan durumlarda, yazmak ve söylemek daha güç olabiliyor.

Belli başlı, aslında yaygın ve yaygınlığı ölçüde vasat insanî/toplumsal değerlerle yetiştirilmiş ben ve o 'çevrem,' hemen her durumda aynı tepkileri veriyoruz. En yakın arkadaşlarım diyebileceğim insanlar memur, işçi ve esnaf ailelerin farklı tabakalardan çocukları ve huyumuz suyumuz farklı da olsa demek ki benzer değer ve alışkanlıklar kazandırılmış. Anlayabildiğim kadarıyla o tepkilerden biri de, bazen tepki gösteremeyecek hale gelmek! Toprağı, kültürü tanımamaktan, tarihi bilmemekten ya da fazlaca nazenin olmaktan kaynaklanmıyor bu durum. Bir 'ölçümüz' olduğunu fark ediyorum. Olabilecekler, yapılabilecekler, tanıklık edilebilecekler bakımından bir 'had' duygusu var sanırım o vasatlıkta.

Bunun bir nedeni, belki de hiç birimizin Türkiye tarihinde çok acı çektirilen yurttaş kesiminden olmayışımızdır. Yine de yalnızca tek bir gerekçe olurdu bu. Zira o ortalama değerlerden az çok haberdar olan her kimse, benzer bir teraziye sahip olur. Herkesin, “Bu da olmamıştır herhalde,” dediği bir yer, sınır bulunur. “Ar damarı çatlamış” sözünü işitir ve kullanırız ama öyle birileriyle çok sık karşılaşmayız aslında. Kimilerinin devasa servetlerini tahmin etsek de, rakamlarla karşılaşmak yine de şaşırtır. İnternetteki sinir bozucu haber ve........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play