We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İkircikli bağlaç 'ama'nın, manipülatif kardeşi 'aslında'...

60 33 0
13.07.2021

Son zamanlardaki takıntım, içine 'aslında' zarfı serpiştirilen bazı siyasi analiz ve yorumların içeriği. Allah başka keder vermesin, diyeceksiniz ki, çok haklısınız; küçük burjuva okumuşlarının böyle dertleri, takıntıları olabiliyor muhterem okur!

“Amasız fakatsız” ile başlayan çok cümleyle karşılaşırız, özellikle siyaset üzerine kalem oynatanların yazılarında. Herkesin, aynı kanıda olmasa da olması gerektiği bazı durumlar, ilke, olgu ve olaylar bulunduğu varsayımından hareket eder, dillendiren. Genellikle haklılık da barındırır. Bir tekliftir daha çok; “Tamam, aynı kanıda olmayabiliriz, ancak bu durumda hepimiz aynı tarafta yer almalıyız,” dileği. Fakat insanı iki arada bir derede bırakan bir yanı var. “Amasız fakatsız” desteklenebilir mi herhangi bir düşünce ya da tutum, emin değilim. Destek için, böylesi adanmışlık şart mıdır, bu da ayrı mesele. “Amasız fakatsız” şu partinin, şu kişinin yanında, şu siyaset ya da söylemin de karşısında olmak yerine; genellikle “ama ve fakat” ile yanında olup destek vermekten yanayım. Buna mukabil, teklif sahibi de durumun farkında tabii, o da benim kadar düşünebiliyor ve muhtemelen benzer kaygılara sahip. Dolayısıyla, amasız fakatsız destek talebinin satır arasında, “Ama ve fakatların olabilir, ancak o mübarek kanaatlerini şimdilik dile getirme, asıl ve değerli hedeften sapmayalım, yeri ve zamanı değil” ricası, beklentisi söz konusu. Durumun vahametinin, her birimizin ama ve fakatlarını, bir kısmı şımarıkça kaygı ve beklentilerini hiç olmazsa ertelemeyi gerektirdiği bir ân. Sanırım, çoğu zaman dile getiremesem de hissettiğim kafa karışıklığı, bir itirazım varsa da susma/erteleme tercihinin sonucu.

Okuduğunuz yazının nedeni ise, bu kez bir zarf, 'aslında' sözcüğü.

Konusu siyaset olan yazı ve konuşmaların, yorumların vazgeçilmezlerinden. 'Ama'dan daha mülayim, daha anlayışlı göründüğüne kuşku yok; buna mukabil, kullanıldığı yer ve konuya göre, gerçeğin üzerini örten ya da anormallikleri olağanlaştıran bir tutuma, tercihe, niyete hizmet ediyor gibi. Yazarken 'aslında' sözcüğünü nerelerde kullandığımı düşünüyorum; sözlük anlamına uygun biçimde, 'esas olarak,' 'gerçekte' ifadelerinin geçebileceği durumlarda. Demek ki, konunun esasını, gerçeğini anlatmak istediğimde. Bir şeyin göründüğü gibi olmadığını ya da başka türlü de bakılabileceğini düşündüğümde ve açıklamaya çalıştığımda. İşin içinde, “Ben size işin aslını anlatayım,” tasası var.

Yazının (ve konuşmanın) türüne ve derdine göre, bir şeyin 'aslını' anlatma isteğinin hedefi ve işlevi değişebilir. Teknik bir konu ise, okurun bilmeyebileceği kavram seti ve aralarındaki ilişkiyi anlatmak, gibi. Ya da bir gazetecinin elde ettiği bilgi ve belgeleri kamuoyuyla paylaşması, olup bitenin aslının anlaşılması için gereklilik. Baş ağrılarıma neden olan ise, herkesin gördüğü, yeteri kadar açık ve muhatabı çoğu zaman çaresiz bırakan anların 'aslında'sı.

Çok........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play