We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Geçen yılın ardından: 2020 ne söyledi?

34 19 7
30.12.2020

Dünya tarihinde diğer yıllardan farklı bir gerçek nedeniyle, zor günlerin, ayların yaşandığı 2020’nin sonuna geliyoruz. Yeni yıla doğru girerken hesaplaşmalardan biri de takvime duyulan öfke. Bu yıl yaşanan ölümler, hastalık ve adaletsizliğin kör gözlere parmak sokarcasına su yüzüne çıkmasına bir müsebbip gerekiyor: Tanrılar değilse de insanlar kurban istiyor. İşte her yıl olduğu gibi bu yılın kurbanı da takvim, basit anlatımla yılın kendisi, 2020. Sanırım 2020 bir kukla olsaydı, çoğunluk tekmeyi basmak için sıraya girerdi. Oysa yaşanılanların takvimle alakası olmadığını biliyoruz, yaşadığımızın sistemin sıradanlığı olduğunu biliyoruz, akıl bilse de gönül el vermiyor bir nevi. 2020’nin takvimden olmasının ötesinde bize bu yıl bıraktıklarına bakalım.

2019’dan 2020’ye kalan en önemli bakiye bir virüs oldu. Sars ailesinden olduğu rivayet edilen bu virüsün önce varlığı inkar edilmiş, “yok artık siz de, grip yahu” denerek küçümsenmişti. Bu serzenişteki tek doğruysa virüsün belirtilerinin gribi andırmasıydı. Mızrağın çuvala sığmamasını sağlayansa rejimin baskısı ve tehditlerini insanlık için göz alan birkaç sağlık çalışanı ve virüsü Çin’den dünyaya duyuran gazetecilerdi. İşte bu gazetecilerden Zhang Zhan, “halkı kışkırtıp huzursuzluğa neden olmak” suçundan 4 yıl hapse mahkum edildi. Oysa tıpkı ülkemizdeki pek çok gazeteci gibi Zhang halkın doğru haber alma, haber alma hakkını savunmuş, bunun gereğini yapmıştı. Bu yıl da Çin ve Türkiye başta olmak üzere toplum yararına, toplumun haber alma hakkını savunan yüzlerce gazeteci, işinden, özgürlüğünden oldu.

Gazeteciler gibi işlerini yaptıkları için bedel ödeyen bir diğer grup, sağlık çalışanlarıydı. Türkiye’de virüs nedeniyle yaşamını yitiren sağlık çalışanı 300 üzerinde, dünyada bu sayı on binlere çıktı. Yani binlerce sağlık çalışanı bizler yaşama tutulanım diye 2021’i göremeyecek.

Yaydan fırlayan ok gibi yayılan virüs kısa sürede dünyayı sardı. Geride resmi kayıtlara göre 1 milyondan fazla ölüm ve milyonlarca hasta bıraktı. Hepimizin poşet yıkadığı, limon kolonyası ile duş aldığı salgın, hayatlarımızın kontrolünün ne kadar elimizde olduğunu da olmadığını da gösterdi.

Virüsün her ülkede can almaya başlaması, bilindik tedavilerin yaraya derman olmaması, bilim insanlarına “hücum borusu” oldu. Üretilmesi en az beş yıl alan aşı gerçeğine karşın virüse çare olmak için bilim insanları laboratuvarlara kapandı.

Bilimi küresel rekabette hanesine yazılacak bir artı puan olarak gören Putin’inden Trump’ına liderler “aşıyı önce biz bulduk”, “asıl biz bulduk, bizimki daha etkili” tadında........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play