We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çin ve Rusya dolardan ne istiyor?

72 37 18
07.04.2021

Çin ile ABD arasındaki gerilim, küresel ve ulusal düzeyde yaşanan gelişmeler karşısında daha sonraya ertelenebiliyor. Ancak bazen sakin kalıp odağımızı korumak durumundayız. Bu çerçevede bu hafta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Çin seyahatine, bunun küresel düzlemde önünü açabileceği atılımlara odaklanacağız. Peki neden gözümüz Lavrov’un üzerinde?

Rusya dış politikasındaki gelişmeler incelendiğinde özellikle Devlet Başkanı Vladimir Putin’in açıklamaları, çıkışları, görüştüğü liderler ses getiriyor. Oysa Rusya, Türkiye’den farklı olarak, dış politikada yol haritasını ortaya koyan dokümanlarıyla biliniyor. Bu belgeler, dışişleri ve Kremlin’deki çoğu deneyimli bürokratça hazırlanıyor. Daimî ilkeler gibi, güncel gelişmelere dönük esnekliklerin sınırları da bu yol haritasından izlenebiliyor. Belgelerin pratikteki uygulayıcısı Sergey Lavrov. Lavrov, deneyimli bir diplomat. 16 yıldır sürdürdüğü dışişleri bakanlığından önce elçilik yaptı. Son olarak Birleşmiş Milletler’de (BM) Rusya’nın temsilcisiydi. O döneme ilişkin yazılan anılarda, Lavrov’un BM Güvenlik Konseyi toplantılarında diğer üyelere kök söktürdüğünün altı çiziliyor. Nitekim Rusya uzmanları genel olarak şunu söyler: Putin’i izleyin elbette, ama gözünüz Lavrov’un üstünde olsun. Gittiği ülkeler, yaptığı açıklamalar aslında Rusya’yı özetler. Biz de bu çerçevede Putin’i Kremlin Sarayı’nda bırakıp, Rusya dış politikasının süvarisi Lavrov’un mart ayında misafiri olduğu Çin’deki temaslarına uzanacağız.

ABD ile Çin arasında açıktan yaşanan rekabetin dozu artarken, 23 Mart’ta -elbette ziyaret önceden planlanmıştı- Sergey Lavrov ve beraberindeki heyet Çin’e ulaştı. Burada mevkidaşı Wang Yi ile görüşen Lavrov, hem küresel sistemin işleyişine hem de Rusya ile Çin ilişkilerine yönelik önemli mesajlar verdi. Bununla beraber Lavrov ile Wang’ın en dikkat çeken açıklaması doların finansal hakimiyetine dönük eleştirileri ve bunun ötesinde pratiğe ilişkin atılacak adımlardı. Bu kısma biraz yakından bakalım.

Tarihsel olarak 1971’de ABD’nin dolar altın standardına çekilmesiyle beraber dolar=dolar anlamına gelen bir finansal dinamiğe geçildi. Borçlanmadan petrol alımına kadar küresel ticaretin para birimi dolar oldu. Bu aslında şu anlama geliyor; ticaret ve borçlanma için dünyanın tüm devletlerinin, şirketlerin kasalarında dolar rezervi bulundurma zorunluluğu. Ancak ABD, gerektiğinde dolar basabilen tek ülke. Bu, ABD’ye büyük bir ayrıcalık sağladığı gibi finansal hegemonyaya giden temeli de belirliyor. Bugün bizim ülkemizde de Merkez Bankası rezervlerinden, özellikle 128 milyar dolarlık........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play