We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ABD’nin enerjisi: Obama’dan Biden’a ne kaldı?

36 12 7
09.12.2020

Joe Biden’ın ABD Başkanı seçilmesi sonrasında dış politikada izleyeceği adımlardan ABD toplumuna vaatlerine kadar pek çok başlık ele alındı. Biden’ın manifestosu, söylemleri dikkate alındığında en fazla vurgu yaptığı alanların başında enerji geliyor. ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na döneceği şimdiden duyuruldu. Ancak yönetimin çelişkili yorum ve tutumları da dikkat çekici. Bu çelişkilerin bir kısmı aslında ABD’nin içinde bulunduğu durum, hegemonik hesapları, iklim krizi kaygıları, pekişen petrol ve gaz üretimiyle de alakalı.

Biden’ın içinde bulunduğu koşullar, buna dönük çözüm önerileri ve amiral gemisine davet ettiği isimler izlenecek pusula konusunda ipuçları veriyor. Ancak öncelikle Biden’ın devraldığı ABD’nin enerji politikasını ele almak gerekiyor. Üç hafta sürecek bir yazı dizisiyle Obama’dan Trump’a Trump’tan Biden’a ABD başkanlarının karnelerine bakacağız.

ABD’nin ilk siyah başkanı Barack Obama’nın seçim sloganı “Değişim (Change)"di ve slogan aşırı beklentilere neden oldu. İlk siyah başkanın daha adil, toplum refahını düşünen, enerjide yeni bir dönemi muştulayan bir lider olması umuluyordu, ancak değişimin sınırlarını görmek için çok beklemek gerekmeyecekti.

Obama yönetimi 2009’de George Bush’tan başkanlık koltuğunu devraldığında iki önemli yıkıcı sorun önlerinde duruyordu. 2008 Finansal Krizi ve iklim krizi ya da krizin odakta olduğu, çözüme vurgu yapan enerji dönüşümü. Seçilmiş başkan olarak Obama Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada enerji için şöyle diyecekti: “İyileştirme Yasası’nda ulusal yenilenebilir enerjiye yapacağımız yatırım iki katına çıkacak. Daha verimli binalar ve enerji yatırımlarıyla faturalarımızda milyonlarca dolarlık tasarruf sağlayacağız.”

Obama’nın bahsettiği yasa, Şubat 2009’da Amerika İyileştirme ve Yeniden Yatırım Yasası (American Recovery and Reinvestment Act of 2009) olarak yasalaştı. Yasanın temelinde 2008’de ortaya çıkan krizin yarattığı yıkımı ortadan kaldırma, istihdam sağlama ve enerji verimliliği alanında girişimlere destek olma vardı. Yasanın maliyeti 787 milyar dolar olarak açıklansa da sonraki güncellemeyle paketin harcaması 831 milyar dolara çıktı. Peki bu paket nerelerde kullanıldı?

ABD ekonomi tarihinde krizlerin varlığı dönem dönem dikkat çeker. Ancak bunlardan en akılda kalanı 1929 Büyük Buhranıdır. 1929’da patlak veren bu kriz öylesine yıkıcı bir etki yarattı ki Franklin D. Roosevelt’in adıyla anılan, temelinde kamu harcamaları yoluyla dev projelerin yaratılmasını, istihdamın artırılmasını ön gören ekonomik yaklaşım........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play