We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Amirallerin derdi, iktidarın dili

138 32 18
07.04.2021

104 emekli amiralin bir gece yarısı yayınlanan ortak açıklamaları gündeme düşen “yeni meteor” olarak günlerdir konuşuluyor. Olay hafta sonu yaşanmasına rağmen, bir pazar günü için aşırı yüksek bir resmi hareketlilikle karşılandı. Kuvvet komutanlıklarından tapu dairelerine kadar her nevi kurum, “hükümete bağlılık” duyuruları yayınladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un açtığı kapıdan giren bütün iktidar mensupları, tepki ve bağlılık yoklamasına adlarını yazdırdılar. Her zaman olduğu gibi, “bu amirallerin apoletlerini sökün, maaşlarını kesin, fırıncılar ekmek bile vermesin” taleplerini, yine Bahçeli dile getirdi. “Fena yaparız, darmadağın ederiz” tehditlerini Süleyman Soylu sıraladı. Hatta sonradan anlattığına göre, bütün gece uyumadan, amirallerin yedi göbek yakınlarına kadar, bir aylık temas ve hareketlerini dökmüşler. Hemen soruşturma başlatıldı, bir grup imzacı amiral gözaltına alındı. Onlar gözaltına alınırken, muhtemelen yargılanmalarına bakacak mahkemeler de, önlerine sanık olarak gelecekler hakkında kınama bildirileri yayınlıyordu.

Elbette böyle bir hareketlilikten sonra, Erdoğan’ın olağanüstü topladığı “danışma heyetinin” çıkışında ne söyleyeceğine herkes dikkat kesildi. Ancak tıpkı kongredeki manifestoda olduğu gibi Erdoğan, epey kalabalık bir kesimi hayli şaşırtan bir konuşma yaptı. 2007’deki, 2010’daki, hatta geçen yıllardaki gibi “bunlaar” diye başlayıp, vesayetten girip darbeden çıkacağı; yüksek perdeden ayar çekip restleşmeyi tırmandıracağı düşünülüyordu. Özellikle muhalefet cephesinin beklentisi, konunu üzerinde “tepinilmesiydi”. Öyle olmadı. Erdoğan Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda, neredeyse “vallahi yok öyle şey” sınırına kadar geri çekilmiş göründü. (Biraz sonra değineceğim üzere bıraktığı kapı aralığı da önemliydi) Bildiride dikkat çekilen “sarıklı amiral” meselesini de, “elbette yanlış, zaten soruşturuluyor” diyerek geçiştirdi. Peki mesele neydi? “Önceden çok gördük, talimat verir gibi konuşmuşlar, bir de bunların ailelerinde CHP’liler var, öyleyse darbe iması vardır”. Şimdi soruşturmada hangisinin suç olduğuna karar verilecek, göreceğiz.

Erdoğan bu konuşmayı yaptıktan sonra, olağanüstü hareketlilik ve “tepinme hali” neredeyse bıçak gibi kesildi. Apaçık görünen bu durum çok kişinin de dikkatini çekti. Peki ne olmuştu? Yazılar, değerlendirmeler, kulis bilgileri, dedikodular, spekülasyonlar, tahminler sağanak gibi geldi ardından: Meselenin başından itibaren zaten böyle kurgulanmış olduğu söylendi. Danışıklı dövüş veya oyuna getirilmiş amiraller olduğundan bahsedildi. Tutmayan bir “oyundan”, iş kontrolden çıkmasın diye........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play