We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Bugün HDP ile dayanışma günüdür'

103 61 33
06.03.2021

Türkiye’de siyaset alanının geldiği nokta, bir taraftan daralmanın sınırlarına dayanmış görünürken diğer taraftan yeni bir siyasi sürecin eşiğindeymişiz hissi de uyandırıyor. Bu sürecin işaret taşları sadece yeni kurulan ya da kurulması beklenen siyasi partiler değil, aynı zamanda iktidarın siyasi alanı dizayn etme çabaları ve Millet İttifakı'nın temsil ettiği muhalefetin bütün bu zorlamalar karşısında kendini aşma çabası içine girmesi. Ufuk Uras’la, yeni döneme ait siyasi gelişmelerin yanı sıra HDP’nin kapatılması, çözüm süreci ihtimalini, çeşitli siyasi aktörler üzerinden muhalefeti bölme çabalarını konuştuk.

Sizce Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği bu son “hukuk reformu”nun 2013'teki reformdan farkı var mı? Benzer süreçler mi? Samimiyet ihtimali ve başarı imkânı nedir?

2013 ile 2021 konjonktürleri o kadar farklı ki bir paralellik kurmak çok zor. Parlamenter sistem döneminin reform hamleleriyle, parti devleti modelindeki tahkimat çalışmaları nerdeyse iki ayrı dünyaya tekabül ediyor. 2013’de açılım sürecinde mecliste çözüm süreci komisyonunun oluşturulması, askerlerin operasyonlarının valilik iznine bağlanması, And’ın kalkması, KCK davalarında tahliyelerin gerçekleştirilmesi gibi adımlar önem taşıyordu. Yaşadığımız bunca badireden sonra iktidarla muhalefet ve kamuoyu arasında oluşan güven krizinin giderilmesi kolay gözükmüyor. Başkanlık ve parlamenter sistemi benimseme konusunda olan ayrışma, anayasa tartışmalarını bir bağımlı değişken haline getirmiş durumda. Muhalefetin bütün iddialarından vazgeçip, iktidarın cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tamamlayıcı cüzü olabilecek adımlara sıcak bakmaması çok doğal. Diğer yandan, ne söylendiğinden çok, ne yapıldığını baz alacaksak, halihazırdaki yasal mevzuatla bile atılabilecek adımlar farklı bir siyasi irade gerektiriyor. Adalet Bakanı’yla yaptığımız son görüşmede bu konulardaki kanaatimi etraflıca aktardım. Adalet reformu ve hukuk güvencesi konusundaki önerilerim, yürümekte olan davalarla ilgili siyasi iktidarın telkinde bulunmaması, AİHM kararlarına uyma, altına imza attığımız uluslararası anlaşma ve sözleşmelere sadık kalma, gibi temalardı. Ama HDP’nin kapatılması, tutuklu vekiller ve gazetecilerin durumu, fezlekeler, kayyum politikalarının iklimi zehirlediği bir ortamda reformcu bir zeminin varlığı söz konusu değil maalesef. Havuç- sopa politikası sarmalından, gelecek için hayırlı sonuçlar çıkmaz. Vaclav Havel, Çekya cumhurbaşkanı olduğunda, güvenlik bürokrasisi, zamanında Havel aleyhine kampanya yürütenlerin listesini başkana sunduğunda, bu istihbarat dosyalarının hepsini çöp tenekesine atarak yeni bir sayfa açmıştı. Bu siyasi olgunluğu gösteremiyorsak, boşuna birbirimizi yormayalım. Normalleşmenin “norm”unun kökeni “norma”, marangoz gönyesinden geliyor. Normu bulmak, doğruyu eğriden ayırmak için yurttaşın siyasi katılım kanallarını kapatmak yerine açmak yeni bir Türkiye inşa etmenin elifbasıdır.

Bu “reform paketi”nin Avrupa Birliği tarafından finanse edilmesinin sembolizmi üzerine neler söylersiniz? AB ile müzakereler öncesi taktiksel bir hamle mi sizce bu?

İktidar AB ile ilişkilerin kopmasını arzu etmez, karşılıklı bir pragmatik ilişkiler zemininde arafta bekleme durumu sürecektir. Çok yönlü bir dış politika izlemeye çalışırken, Avrasyacılığın ne denli kaygan bir zemin olduğunun da farkındalar. AB fonlarıyla desteklenen bugüne kadar çok proje oldu, bunu yadırgamamak gerekiyor. Sosyal fonlardan yararlanma konusunda AB’ye mesafeli bakan birçok eğilimin de bu konularda son derece mahir davrandığını bilmekteyiz. Başka bir Avrupa’nın, aşağıdakilerin Avrupa’sının yaratılabilmesi için bu alanda ve bu ülkelerdeki demokratik öznelerle dayanışma içinde olunması eskiden beri savunduğumuz bir hat. Tekneden şeytanı atmak için teknenin içinde olmak gerekiyor. Dışarıdan beddua siyasetinin bir karşılığı........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play