We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Niyazi Kızılyürek: Kıbrıslı Türkler, Türkiye yüzünden özne olamıyor

98 64 0
27.07.2019
Avrupa Parlamentosu Milletvekili Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki gerilimden, sorunun çözümü konusunda yeterli çabayı göstermeyen Rum tarafı kadar Türkiye’yi de sorumlu tutuyor. Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’nin etkisi yüzünden tarihsel olarak özne olamadığını, dolayısıyla sorunlar karşısında sinizme hapsolduğunu söyleyen Kızılyürek’e göre Kıbrıs sorununu Türk ve Helen milliyetçileri değil, iki tarafın demokratları, federal bir devlet sistemiyle çözebilir.

Suriye’deki ateşten kaçarken Akdeniz’in sularında kaybolan sığınmacılarla ilgili hemen her gün acı haberler gelirken, Akdeniz’de de doğalgaz kaynakları üzerinden dönen gerilim tehlike sinyalleri veriyor.

Rum kesimi ABD, AB, ve Rusya’nın yanı sıra, Akdeniz’e hududu bulunan İsrail, Mısır gibi ülkelere sırtını yaslayarak doğalgaz kaynaklarına erişmeye çalışırken, Türk tarafı ise Türkiye’nin hamlelerine tabi görünüyor. Kıbrıs sorununda gerek Türkiye gerekse Kıbrıs Rum kesimi çözümsüzlük politikasındaki istikrarı sürdürürken, doğalgaz kaynakları üzerindeki çıkar mücadelesini de milliyetçiliğin karşılıklı olarak yükseltilmesi üzerinden ada halklarına yansıtıyor.

Peki Doğu Akdeniz’deki mücadele, Kıbrıs sorununa nasıl bir boyut katıyor? Adadaki sorunun müsebbipleri kimler, çözüm yolları neler? Bütün akademik hayatını Kıbrıs sorununun barışçıl çözümüne adamış, bu konuda yirmiden fazla kitap yazmış ve şu anda Avrupa Parlamentosu milletvekilliği yapan Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek’e bağlanıyoruz…

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz sondaj faaliyetleri yüzünden AB Dışişleri Bakanları, Türkiye’ye yaptırım kararı aldı. Buna göre Türkiye’yle üst düzey temaslar ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakereleri askıya alacak, Türkiye’nin AB’den 2020’ye kadar alması öngörülen 145.8 milyon Euro’luk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidecek. Ayrıca Avrupa Yatırım Bankası’ndan da Ankara’ya verilecek kredi desteğinin gözden geçirilmesi talebinde bulunulduğu belirtiliyor. AB’den gelen bu yaptırım kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biliyorsunuz Kıbrıs sorunu konusunda 2017’de İsviçre’nin Crans-Montana kentinde düzenlenen zirveden beri tam bir tıkanıklık yaşanıyor. Müzakereler bir türlü başlayamadı. Birleşmiş Milletler’in bütün girişimlerine rağmen taraflar henüz ortak bir zeminde buluşamadı. Böyle bir ortamda doğalgaz arayışlarının gerginlik yaratması zaten bekleniyordu. Çünkü doğalgaz arayışları başladığı andan itibaren Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin net bir tavrı vardı.

Neydi bu tavır?

Ya doğalgaz faaliyetlerinin ortak bir komiteyle yönetilmesi veya geçici olarak durdurulması yönünde bir tavırdı bu. Dolayısıyla müzakerelerde sonuç almaya bakılması gerekiyordu. Fakat şu anda ortada bir ortak komite fikri yok. Zaten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın bu yöndeki talebini Rum Yönetimi Başkanı Sayın Nikos Anastasiadis reddetmiş bulunuyor. Müzakere masası da kurulmamıştır. Dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğalgaz arayışıyla birlikte elini güçlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Buna karşı da Türkiye’nin bir kuvvet politikasıyla itirazı söz konusu. Bu durumda Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyesi olmasından kaynaklı zemini de kullanarak Türkiye üzerinde birtakım yaptırımlar uygulanmasını istiyor. Ama ben AB’nin, göz boyayıcı birtakım önlemler alsa da Türkiye’ye ciddi manada yaptırım uygulayacağına inanmıyorum.

KIBRIS CUMHURİYETİ BİR TÜR JEOPOLİTİK EGOİZME KAPILMIŞ GÖRÜNÜYOR

İki hafta önce yaptığımız söyleşide eski cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, başta ABD ve Rusya olmak üzere Doğu Akdeniz’de askeri gücü bulunan devletlerin faaliyetlerinin her an çatışmaya yol açabileceğini, Doğu Akdeniz’de her an her şeyin olabileceğini söylemişti. Siz de bölgede böylesi bir çatışma riski olduğunu düşünüyor musunuz?

Kıbrıs sorunu çözülmediği süreci sürece, her zaman bir gerilime sebebiyet verebilir. Kıbrıs konusunda şunu bilmemiz gerekiyor ki, ortada bir ateşkes anlaşması bile yoktur! Yani Kıbrıs, 1974’ten beri savaşla barış arasında salınan bir ülke. Şimdi bu soruna bir de doğalgaz meselesi eklendi. Öte yandan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başta İsrail ve Mısır olmak üzere içine girdiği işbirlikleri, Kıbrıs’ı bir anlamda jeopolitik bir oyunun da parçası haline getiriyor. Üstelik Türkiye’nin ilişkilerinin iyi olmadığı iki ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla bu jeopolitik oyunun tehlikeli tarafları olduğunu düşünüyorum.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, yani Rum tarafının bu ilişkilerini neyle açıklıyorsunuz?

Kıbrıs Cumhuriyeti bir tür jeopolitik egoizme kapılmış görünüyor. Ama nereden bakarsanız bakın, Türkiye’nin bölgedeki jeopolitik üstünlüğünü ortadan kaldıramazsınız. O yüzden evvela bu jeopolitik oyundan vazgeçilmeli. Bir an önce müzakere masasına dönülmeli ve kısa sürede sonuç almak için BM Genel Sekreteri Sayın António Guterres’in çerçevesi temelinde müzakere yapılmalı. Doğalgaz sorunu da o zaman kendiliğinden ortadan kalkmış olacak.

AKP, KIBRISLI TÜRKLERE KARŞI BİR KÜLTÜR SAVAŞI YÜRÜTTÜ

António Guterres nasıl bir çözüm çerçevesi öneriyor?

Federal bir devlet. Federal bir devlette bütün doğal kaynaklar federal hükümetin uhdesinde olacaktır. Kıbrıslı Türklerin de parçası olacağı federal bir devlet, doğalgazın birlikte üretilmesi anlamına geliyor. Öte yandan Kıbrıs’ın doğalgazının en optimum kullanımı Türkiye’ye gönderilmesi ya da Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderilmesidir. Maliyet hesabı bunu ortaya koyuyor. Ama bunun olabilmesi için Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmak lazım. Maalesef 2017’deki Crans-Montana zirvesinden sonra hem Kıbrıs Rum lideri Sayın Nikos Anastasiadis, hem Türkiye, federal bir devlet zemininde çözüm arayışlarına yeteri kadar özenmedi, ortaya çaba koymadı. Dolayısıyla günümüzdeki gerginlikten Anastasiadis veya Rum tarafı kadar Türkiye de sorumludur.

Geçen sene yayınlanan Kayıp Özne isimli kitabınızda Türkiye’yi Kıbrıs sorununun devamındaki sorumluluğundan dolayı sert eleştirilere tabi tutuyor ve Kıbrıslı Türklerin özneleşemediğini sık........

© Gazete Duvar