We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Her şey nasıl çok güzel olur?

173 95 0
24.06.2019
AKP-MHP, İstanbul seçimini iptal ettirerek çok büyük bir kumara girdi ve kaybetti. Bu kaybın kısmi telafisi için bile çok radikal bir demokrasi hamlesine girişmesi gerekiyor. Fakat ne mevcut AKP yönetimi böyle bir zihniyete sahip ne de ortağı olan MHP. Eğer 23 Haziran’ı kazananlar, iktidarın kara propagandasından kaynaklanan korkularını aşıp özgüvenle hareket ederek yeni bir demokrasi bloğu inşa etmeye girişirse, tarihinin en zayıf dönemindeki iktidarı erken seçimle değiştirme gücüne erişebilir.

AKP’nin şimdiye kadarki en büyük başarısı, muhalefet güçlerinin arasına bariyerler örebilmesiydi. Fakat o bariyerler 31 Mart ile 23 Haziran arasındaki kısa süreçte büyük ölçüde ortadan kalktı. Dahası 23 Haziran rüzgârıyla birlikte, muhalefetin kazanmak için AKP içinden çıkacak bir küskünler grubuna muhtaç olmadığı da görüldü. Zira, iktidarın propaganda etmekten hoşlandığından farklı olarak toplum sadece AKP’nin “bazı” yöneticilerine, yandaş medyaya vs, değil, bizzat AKP-MHP zihniyetine karşı tavır almış durumda.

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul başarısı birbirine tahammül edebilenlerin, beraber halay çekebilenlerin, aralarında aşılamayacak kırgınlıklar olmayanların ortak başarısı olduğu için “23 Haziran ruhu” yeni bir demokrasi bloğunun başlangıç noktası haline gelebilir.

HDP’nin bu süreçteki istikrarlı direnci, CHP ve ortaklarıyla didişmeden İmamoğlu lehine yoğun bir kampanya yürütmesi, 31 Mart öncesinde, AKP-MHP koalisyonuna kaybettirme stratejisinin esaslarından biriydi. Fakat 6 Mayıs’ta İstanbul seçiminin iptal ettirilmesinden sonra başta İmamoğlu olmak üzere CHP’lilerin de HDP ve Kürtler konusundaki özenli tutumu, iktidarın muhalefeti bölme, parçalama ve yönetme kabiliyetini elinden aldı.

AKP HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANIRSA, ALEYHİNDEKİ SÜRECİN İZLEYİCİSİ OLUR

Muhalefetin ortak hareket etme kararlılığını kırmak için can havliyle her yola başvuran, yıllardır tecritte tutularak etkisi kırılmaya çalışılan PKK lideri Abdullah Öcalan’dan medet uman, fakat Kürt hareketinin liderlik yapısını, dilini, kodlarını, işleyişini kendisininki gibi zannettiği için bunda da muvaffak olamayan iktidar, sadece 23 Haziran’ı değil, yakın geleceğin tek başına belirleyicisi olma pozisyonunu da kaybetti.

Elbette AKP-MHP, İstanbul’u ikinci kez kaybettiği halde “ortamlarda” büyük bir hezimet........

© Gazete Duvar