We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Fethi Açıkel: Türkiye mülteci kampına dönüştürülüyor

110 59 0
17.06.2019
AKP’nin mülteci politikası ve Suriyeli sığınmacıların yaşam koşulları üzerine çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel’e göre Türkiye, AB ülkelerinin de etkisiyle büyük bir mülteci kampına dönüştürülüyor. Açıkel’e göre çözüm, Ortadoğu’ya yönelik yayılmacı emellerden vazgeçip göçmenler lehine insancıl politikaya başvurmaktan ve Esad rejimiyle temas kurmaktan geçiyor.

Türkiye’nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası olacağı anlaşılan 23 Haziran İstanbul seçimine varmadan önce önemli bir durak daha var: 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Dünyada en fazla sığınmacı ve göçmenin yaşadığı Türkiye’de özellikle ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte son derece tehlikeli bir sığınmacı karşıtı dalga yükseliyor. Bu dalga, devasa sorunun müsebbibi olan iktidarı değil, bizatihi savaşın mağduru olan Suriyelileri “muhatap” alıyor.

Her ne kadar iktidar doğrudan sığınmacı karşıtı bir söylem dillendirmese de, onları hem Suriye’ye hem de Avrupa’ya karşı bir koz olarak kullanmaya yöneliyor. Bununla birlikte ülke içindeki 4 milyon sığınmacıyı da insanlık dışı yaşam koşullarıyla başbaşa bırakıyor.

Öte yandan Bolu ve Mudanya başta olmak üzere birkaç CHP’li belediyenin de sığınmacı karşıtı karar ve uygulamaları, ister istemez gözleri ana muhalefet partisinin sığınmacı politikasına çevirtiyor. Peki CHP, bu devasa soruna karşı ne tür çözümler öneriyor?

AKP’nin sığınmacı politikasını ve Suriyeli sığınmacıların koşullarına ilişkin çalışmalar yürüten CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel’le 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle, AKP’nin sığınmacılara ilişkin politikasını, sığınmacılar için harcandığı söylenen 35 milyar doların nereye gittiğini, Türkiye’de yaşayan 4 milyona yakın Suriyelinin yaşam koşullarını, ırkçı uygulamaları, birkaç CHP’li belediyenin sığınmacı karşıtı kararlarını, CHP’nin parti olarak bu soruna bakışını ve çözüm önerilerini konuştuk.

CHP Bilim Platformu olarak Suriyeli sığınmacılar konusunda hazırladığınız Mart 2019 tarihli raporda, Türkiye’nin sığınmacılar için 35 milyar dolar harcadığını, ancak bu paranın nereye gittiğinin bilinmediğini söylüyorsunuz. Sizce gerçekten de bu kadar para harcandı mı?

Türkiye’de çalışma yaşında, 15 yaş üstü olan bir milyondan fazla kadın ve bir milyondan fazla erkek Suriyeli nüfus var. Evet, AKP 35 milyar dolar harcadığını söylüyor ama harcanan paranın kalemleriyle, kaynaklarıyla, hangi alanlarda harcandığıyla ilgili kamuoyunun aydınlatılmaya ihtiyacı var. Ne kadarı eğitim maliyeti, ne kadarı sosyal yardım, ne kadarı konut yardımı, ne kadarı ulaşım, ne kadarı gıda yardımı, ne kadarı meslek edindirme gideri? Avrupa Sayıştayı başta olmak üzere uluslararası kuruluşların önemli bir bölümü Suriyelilere yardım kalemleri altında gösterilen kalemlerde ciddi yolsuzluklar yapıldığını ama en hafif ifadeyle bu yardımların saydam olmadığını söylediler. Nitekim bazı kuruluşlar bunun üzerine hükümete verdikleri yardımları dondurdu.

Peki Türkiye Sayıştayı bu harcamalara bakıyor mu?

Biliyorsunuz Sayıştay, AKP’nin Türkiye’de en fazla zayıflattığı ve raporlarının kamuoyuyla paylaşılmasının geçmişe kıyasla çok daha zorlaştığı bir kurum haline dönüştürüldü. Oysa Suriyelilere harcandığı ileri sürülen 35 milyar doların nasıl, ne zaman, kimlere ve hangi amaçlarla harcanıp harcanmadığını hem Türkiye ve uluslararası kamuoyunun, hem göçmenlerin bilmeye ihtiyacı var.

SORUN GÖÇMENLER DEĞİL, AKP’NİN GÖÇMEN POLİTİKASI

Bu para ne kadar sürede harcanmış?

Beş yılda harcandığı söyleniyor. Eğer gerçekten bu kadar büyük bir para harcansaydı, Suriyeli kayıt dışı çalışan, sokakta dilenen, çocuk yaşta evlendirilen ve anne olan, cinsel tacize maruz kalan ve eğitimden kopan sayısız Suriyeli çocuğun sorunları çözülebilirdi. 35 milyar dolarlık bir bütçeyle Suriyeliler Türkiye’de insani açıdan bu kadar zor durumda kalır mıydı? Diğer yandan, eğer bu para aslında harcanmadıysa, nereye gittiğinin açıklanması gerekiyor. Türkiye’deki misafir Suriyeli kardeşlerimize karşı en büyük sorumluluğumuz, içine düştükleri insani dramın en kısa zamanda sona erdirilmesi için tüm uluslararası kamuoyunun ulusal kapasitemiz ölçüsünde harekete geçirilerek insani bir çözüm üretilmesi. Bu insani çözümü üretmek için adım atmanın ilk yolu da, samimiyet ve şeffaflıktan geçiyor. Bu konuda AKP’nin samimiyet ve şeffaflıktan uzak olduğunu düşünüyoruz.

Peki Türkiye’nin sığınmacılara harcanması için Avrupa’dan, uluslararası kuruluşlardan ne kadar para aldığı biliniyor mu?

Bunu bilebilmemiz mümkün değil. AB saydam bir yönetim ve finansal modele sahip olduğu için verdiği kaynakları deklare ediyor. Fakat Türkiye ve Ortadoğu’daki kimi vakıflardan, belediyelerden gelen fonların hangilerinin sığınmacılar için harcandığı bilinmiyor. 4 milyona yakın Suriyeli göçmen çok zor koşullarda hayatlarını devam ettirirken Türkiye de çok büyük bir ekonomik krize girdi. Bu krizin de, göçmen sorununun vardığı dramatik boyutun da esas sorumlusu AKP’nin yanlış ekonomi ve göçmen politikasıdır. Burada sorunun göçmenler değil, onları da Türkiye halkını da bu hale getiren iktidar olduğunu görmek durumundayız.

GÖÇMENLERİN İNSANLIK DIŞI ÇALIŞMA KOŞULLARINA GÖZ YUMULUYOR

“Saray’ın yanlış göçmen politikasının faturasını vatandaş ödüyor” başlıklı raporunuzda AKP’nin “Ortadoğu’nun fatihi olma ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını yapma hayallerinin peşine düştüğünü” ve bunun sonucunda da sınır illerinin düzensiz göç, insan kaçakçılığı, dini radikalizm gibi sorunlardan doğrudan etkilendiğini söylüyorsunuz. Sizce iktidar, Suriye ve Ortadoğu politikasının yarattığı faturanın daha da ağırlaşmaması konusunda yeni bir hatta girebilir mi?

AKP’nin izlediği yanlış dış politikadan ders aldığına inanmıyorum. Rusya’dan S-400 ve Amerika’dan F-35’leri alma politikasının Türkiye’yi büyük bir krizin eşiğine getirdiği ve bundan herhangi bir ders alınmadığı açık. Keza Türkiye’nin hâlâ İdlib’deki taahhütlerini yerine getirmemiş olmasından ve oradan da iki milyona yakın mağdur Suriyelinin sınıra doğru hareketlenmeye başlamasından da ders alınmış değil. AKP mecbur kaldığı için yanlışlardan ders çıkarıyormuş gibi bir intiba veriyor ama aslında dış politika anlayışı da son derece dogmatik ve hamasi. AKP, Büyük Ortadoğu Projesi’nden, kendince İslam dünyasının liderliği projesinden, bu uğurda sivillerin hayatını, ülkelerindeki huzuru riske atma politikasından vazgeçmiş gibi görünmüyor. AKP yayılmacı, maceracı dış politikası nedeniyle Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da istikrarı bozucu bütün hamlelerin içerisinde oldu. Bunun faturasını da maalesef Suriyeli göçmenler ödüyor. Suriye’nin bir kan gölüne çevrilmesinde Türkiye’nin sorumsuz dış politikalarının çok etkisi olduğunu düşünüyorum.

Kendileri için 35 milyar dolar harcandığı söylenen sığınmacıların eğitim ve sağlığa erişimi, yaşam koşulları hakkında yaptığınız araştırmada elde ettiğiniz bulgular neler?

Aslında bizdeki rakamların hepsi AKP’nin elinde var. Elimizdeki verileri vicdanlı STK’lar, göçmen sorununa eğilen duyarlı, hümanist insanlar, bu alanda çalışan uzmanlar zaten dile getiriyor. Fakat AKP hem Suriyelilerin yakıcı sorunlarını dile getirme konusunda son derece isteksiz ve sansürcü davranıyor, hem de göçmenlerin sorunlarının nasıl çözüleceği konusunda samimi bir adım atmıyor. Bu ülkede, çalışma yaşında iki milyonu aşkın Suriyeli var. Bunlar içinde çalışma izni verilen Suriyeli kardeşlerimizin sayısı ise 65 bin. Bunların dışındaki tüm Suriyeli göçmenler yasalara aykırı olarak kayıt dışı, asgari ücretin altında, bazen insanlık dışı koşullarda çalışıyor. Hükümet buna göz yumuyor. Geçtiğimiz günlere biri Ankara-Siteler’de, diğeri de İzmit’te olmak üzere iki yangın faciası yaşandı. Burada hayatını kaybedenler göçmen işçilerdi. Bu işçilerin kimliğiyle, çalışma koşullarıyla, öldükten sonra ailelerine herhangi bir yardım yapılıp yapılmadığıyla ilgili hiçbir saydam bilgi paylaşılmıyor.

GÖÇMENLER İÇİNDEKİ ÖLÜM ORANLARINDA DRAMATİK ARTIŞ VAR

Sığınmacılar aslında sömürülecek bir grup olarak görülüp istismar mı ediliyor?

Çok ciddi bir Suriyeli işçi sömürüsü, göçmen işçi sömürüsü ve buna göz yuman AKP siyasetinden bahsetmemiz gerekiyor. Göçmenler içindeki ölüm oranlarında dramatik bir artış var. Yaşam hakkının korunmaması, son derece kötü şartlarda çalıştırılmalarına göz yumulması bunun temel nedeni. Türkiye az gelişmiş bir Afrika veya Asya ülkesi değil. Bizim İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve AB müktesebatı çerçevesinde uymak zorunda olduğumuz bir takım çalışma prensipleri var. Bu ilkeler hem işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tedbirlerin alınmasını zorunlu kılıyor hem de insanların sigortasız, çalışma yaşının altında çalıştırılmamasıyla ilgili katı kuralların uygulanmasını gerektiriyor. AKP ise buna ilişkin taahhütlerini yerine getirmemekte ısrar ediyor.

1 MİLYON 100 BİN SURİYELİ ÇOCUKTAN SADECE 600 BİNİ EĞİTİM ALIYOR

İktidarın bu politikası sadece sığınmacılara mı özgü?

Son 3-4 yıla kadar Türkiye’de çocuk işçiliği yok olmaya yüz tutmuştu. Mevsimlik, tarım işçilerinin çocuklarının okullaşmasıyla ilgili çok önemli adımlar atılmıştı. Cezai yaptırımların yanı sıra, tarım işçisi ailelerin çocuklarına, aileleri iş başındayken eğitimden geri kalmamaları için seyyar eğitim ve öğretmen projeleri bile geliştirilmişti. Ama üzülerek görüyoruz ki, Suriyeli göçmen akını ile birlikte, işyerlerinde, tarımda, inşaatta, sokakta çalıştırılan çocuk sayısı arttı. Bununla birlikte ILO ve AB kriterleri hasıraltı edilmeye başlandı. Kontroller yapılmamaya, gerekli mekanizmalar çalıştırılmamaya, alınan tedbirler de işlememeye başladı. Yüzbinlerce Suriyeli çocuk çalışmamaları gereken sektörlerde çalıştırılıyor.

Türkiye’de okul çağında kaç Suriyeli çocuk var?

Eğitim çağında 1 milyon 100 bine yakın Suriyeli çocuk var ama bunların sadece 600 bini eğitim alıyor.

SURİYELİ KIZ ÇOCUKLARI SUÇ ŞEBEKELERİNİN ELİNE DÜŞÜYOR

Yani 400 bini aşkın........

© Gazete Duvar