We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bülent Şık: Sağlık Bakanlığı kanser yerine benimle uğraşıyor

230 932 0
21.09.2019
Sağlık Bakanlığı’nın bir şekilde sümenaltı ettiği çarpıcı halk sağlığı araştırmasının sonuçlarını paylaştığı için 5 ila 12 yıl hapis cezasıyla yargılanan gıda mühendisi Bülent Şık, Perşembe günü Çağlayan Adliyesi’nde üçüncü kez hakim karşısına çıkacak. Şık, kendisinin de içinde yer aldığı araştırma sonuçlarının çok azını yayınladığını, Bakanlığın elinde çok daha vahim ve çarpıcı bulguların olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Halk sağlığını ilgilendiren araştırma sonuçlarını açıklamak değil, gizlemek suçtur.”

Sağlık Bakanlığı 2011 yılında Türkiye’nin pek alışık olmadığı kapsamda bir halk sağlığı araştırması başlattı. Araştırma sahası olarak kanser hastalığının ortalamanın üstünde olduğu Kocaeli, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli bölgesi belirlenirken, Antalya ili de kıyaslama bölgesi olarak seçildi. Araştırma 16 farklı alt projeden oluşuyordu. Gıda ve su alt projesi kapsamında binlerce örnek alınıp Bülent Şık’ın yöneticilerinden olduğu Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi’nde analiz edildi. 2015’in sonuna gelindiğinde, 16 ayrı alanda yapılan kapsamlı çalışmalardan elde edilen sonuçlar masaya yatırıldı. Ortada korkunç bir halk sağlığı riski vardı.

Araştırmanın içinde yer alan Bülent Şık, Sağlık Bakanlığı yetkililerine bu sonuçlar karşısında ne yapacaklarını sorduğunda “bakan gereğini yapacak” yanıtı aldı. Ancak çok kısa süre sonra, barış istediği ve Barış Bildirisi’ne imza attığı için söz konusu araştırma dâhil tüm projelerden uzaklaştırıldı. 2016 yılında da 677 Sayılı KHK’yla üniversiteden atılan Şık, üniversitedeki odasını boşalttı ve yıllarını verdiği araştırmanın kısmi sonuçlarıyla birlikte evine döndü.

Fakat aradan yıllar geçmesine rağmen hayati önem taşıyan araştırmanın sonuçları Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanmayınca, elindeki verileri kendi çabalarıyla bir yıl boyunca inceledi. Vardığı sonuçlar korkunçtu! Bilim insanı sorumluluğuyla halkın nasıl bir tehditle karşı karşıya olduğuna ilişkin bilimsel verileri Nisan 2017 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlayınca hakkında derhal soruşturma başlatıldı. “Gizli bilgileri açıklama” suçundan 5 ila 12 yıl hapsi istenen ve 26 Eylül Perşembe günü, saat 14’te İstanbul Çağlayan Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde üçüncü kez hakim karşısına çıkacak olan Bülent Şık’tan nasıl bir tehditle karşı karşıya, daha doğrusu iç içe olduğumuzu dinliyoruz…

Sağlık Bakanlığı’nın 2011-2015 yılları arasında yürüttüğü ve ana başlığı “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi” olan araştırma projesinin amacı neydi? Araştırma sahası olarak neden Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli seçildi?

Antalya hariç diğer iller, kanser görülme sıklığı Türkiye’nin epey üzerinde olan bölgeler. Projenin amacı, çevresel ortamlarda kanserojen madde olup olmadığını, varsa ne düzeyde olduğunu ve bu maddelerin bölgedeki insanlara ne kadar geçtiğini tespit etmekti. Yani kanser görülme sıklığı ile çevre kirliliği arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırmaktı. Kocaeli, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli, endüstrinin çok yoğun olduğu ve yıllardır kimyasal kirlilik sorunları yaşayan iller. Turizm ve tarım kenti olan ve ağır sanayinin bulunmadığı Antalya, bu illerle kıyaslanmak üzere seçildi.

Peki araştırmanın seyri nasıl oldu?

2014 sonu itibariyle analiz işleri bitti ve sonraki yıldan itibaren de sonuç, değerlendirme raporları yazılmaya başlandı. Ben gıda ve sularla ilgili çalışma grubunun içindeydim. Dolayısıyla her iki alandaki raporların yazım aşamasında da elimden geldiğince katkı sundum. 2015 yılı Aralık ayında Antalya’da bir toplantı yapıldı ve orada bütün çalışma grupları hazır bulundu. Gıda ve su haricinde, proje kapsamında, her biri ayrı gruplar tarafından akademik olarak yürütülen 14 ayrı çalışma daha vardı. Bunların hepsinin sonuçları o toplantıda sunuldu ve sonuç raporunun yazımına geçildi. Dolayısıyla çalışmanın 2015 yılı sonu itibariyle nihayete erdiğini söyleyebiliriz.

Gıda ve su dışındaki 14 başlık da yine halk sağlığını etkileyen sorunlarla mı ilgiliydi?

Tabii, birbiriyle bağlı olarak ilerleyen toplam 16 farklı araştırma başlığı vardı. Mesela Kocaeli, Antalya ve Ergene havzasını, yani Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kapsayan “kanser ön tanılarının incelenmesi” diye başlı başına bir araştırma vardı. Oradaki sağlık kurumlarında kanser tanısı almış kişilerin bilgisine erişildi ve nüfusun içerisindeki dağılımına bakıldı. Yine ayrı bir çalışma olarak Kocaeli ve Antalya’da hane halkı sağlık araştırması yapıldı. Keza bu illerdeki erişkinlerde ağır metal ve eser elementlere maruziyetin değerlendirildiği başka bir araştırma yapıldı. Muhtemelen insanlardan alınan biyokimyasal örneklerde kurşun gibi birtakım ağır metallerin ne düzeyde olduğu araştırıldı. Ayrıca bu illerde toksik madde ve kanser bileşenlerinin havada, toprakta, yeraltı sularında, Ergene havzasının dip çamurlarında ne oranda bulunduğuna ilişin araştırmalar da yapıldı. Marmara bölgesindeki deniz suyundan, değişik noktalarda örnekler alındı. Keza Marmara Denizi’nde yaşayan balık ve su canlılarındaki toksik maddelere bakıldı. Bu çalışmaların tümü birbiriyle paralel bir biçimde yürütüldü. Yani insanın bedeninin dışında kalan ve zarar verme ihtimali olan her şeye bakıldı.

‘HALK SAĞLIĞIYLA İLGİLİ BULGULARI AÇIKLAMAK DEĞİL, GİZLEMEK SUÇTUR’

Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’nın 2011 yılı itibariyle çok önemli bir işe imza attığı görülüyor, değil mi?

Gerçekten de çok büyük, övünç duyulacak bir halk sağlığı çalışmasıydı bu. Fakat kritik olan soru, edinilen bu bilgilerle ne yapıldığıdır. Araştırma biteli dört yıl oldu neredeyse ve edinilen bilgi ve bulgulara ilişkin kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadı. Oysa çalışmanın ara sonuçlarını veya sonucunu açıklamak Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğunda.

Peki Sağlık Bakanlığı, elde edilen bulguları kamuoyuyla paylaşmamanız konusunda sizi hiç uyardı mı? Ya da bu konuda bir sözleşme imzalattı mı?

Elbette bu projeyi yürüten Sağlık Bakanlığı ile üniversiteler arasında çalışmanın biçimi, disiplini konusunda farklı hükümler içeren bir protokol imzalandı. Bu protokolün bir maddesinde, her türlü çalışma bulgusuyla ilgili açıklama sorumluluğunun bakanlıkta olduğu, akademisyenlerin bakanlık onayı olmadan açıklama yapamayacağı belirtiliyor. Fakat buna bir gizlilik anlaşması denilemez. Çünkü büyük halk sağlığı çalışmalarının sonuçlarını açıklamak değil, halktan gizlemek Türkiye’nin de imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı.

‘GİZLİ DENİLEN BİLGİLERİ BİR YERDEN ALMADIM, ZATEN BİLGİSAYARIMDA MEVCUTTU’

Dolayısıyla araştırmanın kendisi de sonuçları da gizli tutulamaz ama açıklamaları bakanlık yapabilir, değil mi?

Beni yargılayan mahkeme de araştırma sonuçlarının gizli olup olmadığına ilişkin Sağlık Bakanlığı’na soru sorulmasına karar verdi. Fakat bakanlık bu soruya herhangi bir yanıt vermedi. Aralık 2015’te, bakanlık bürokratları ve araştırmaları yapan akademisyenlerin Antalya’da yaptığı toplantıda bizzat bakanlık yetkililerine “araştırmanın sonuçları çok çarpıcı, bunun için ne yapacaksınız” diye sormuştum. “Hocam elbette çözeceğiz bu meseleleri” yanıtı almıştım. Sonuçları açıklayıp açıklamayacaklarını bakanlık bürokratına sorduğumda da, “biz sonuçları bakanın önüne koyarız, o da gereğini yapar” demişti. Zamanın Sağlık Bakanı da Mehmet Müezzinoğlu’ydu. Fakat Aralık 2015’teki toplantıdan iki hafta sonra, Barış Bildirisi’ne imza attığım için üniversitedeki görevimden, içinde yer aldığım araştırmaların tamamından uzaklaştırıldım. 2016 Kasım ayında da KHK’yla üniversiteden atıldım.

Mahkemede size yönelik suçlamalardan biri de, gizli bilgileri ele geçirmek. Siz araştırma sonuçlarına ilişkin bilgileri nasıl elde ettiniz?

Araştırmaya başından itibaren büyük emek vermiştim. 1400’e yakın gıda analizinde, sularla ilgili bütün çalışmalarda ciddi katkılarım oldu. Dolayısıyla çalışmanın bütün bilgileri, yaklaşık 3 bin analiz sonucu benim bilgisayarımdaydı. Yani ben gizli denilen bu bilgileri başka bir yerden almadım, zaten bendeydi.

‘BAKANLIK, AÇIKLADIĞIM BİLGİLERİN KORKU VE PANİK YARATACAĞINI İDDİA ETTİ’

Peki elinizdeki sonuçları........

© Gazete Duvar