We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bedia Özgökçe: Kürtlerin seçme ve seçilme hakkına el konuyor

243 299 0
24.08.2019
19 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı’nın kayyum atadığı Van Büyükşehir Belediyesi’nin “eski” Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan, İçişleri Bakanlığı’nın hakkındaki iddialarını da tek tek yanıtlıyor: “Örgüte para aktarma iddiası gülünç, kayyumun bıraktığı 1,2 milyar TL’lik devasa borçtan kaynaklı kesintilerle ay başını zor getiriyorduk. Şehit yakınlarının işten atıldığı iddiası yalan, ne atıldılar ne yerleri değiştirildi. Görevim boyunca sadece bir kişiyi işten attım, o da belediye aracında uyuşturucu kullanırken yakalanmıştı. Hakkımda açılan davalar milletvekiliyken yaptığım konuşmalara, Pervin Buldan’ı sessizce dinlememe vs, dayanıyor! Bağımsız bir mahkemede hepsinden beraat ederim!”

31 Mart’ta HDP’li adayların kazandığı Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine hükümet tarafından el konmasına iktidar medyası, Kürtlere hakaretler eşliğinde her türlü kılıfı uydurmaya çalışıyor. Kimisi Kürtlerin kayyumu kurtarıcı gibi görüp büyük hasretle beklediğini, kimisi HDP’li adayları seçen Kürtlerin zaten cahil olduğunu TV ekranlarından, gazete sayfalarından söylüyor.

Kayyum atamalarını milli bayram gibi kutlayan iktidar medyası, bu uygulamayı yapan “demokrasi teorisyeni” İçişleri Bakanı’na pek iş bırakmıyor. Dolayısıyla ona da da kayyum hamlesine dayanak olarak her türlü iddiayı, karşı görüşe ve bilgiye tamamen kapalı, “tekin gazeteciler” nazarında dile getirmek kalıyor.

31 Mart’ta halk oylarının yüzde 53’ünü alarak Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlığı’na seçilen ve sadece beş ay sonra yerine kayyum atanan Bedia Özgökçe Ertan’a, hakkındaki iddiaları sormak üzere Van’a gittik. Salı günkü polis müdahalesi sırasında geçirdiği sakatlık yüzünden iki arkadaşının desteğiyle söyleşi yapacağımız HDP Van İl Binasına gelebilen Ertan’dan önceki kayyumun icraatlarını ve hakkındaki iddialara tek tek yanıtlarını dinliyoruz…

Destek almadan yürümekte güçlük çekiyorsunuz. Ne oldu?

Salı günü milletvekilleri ve partililerimizle beraber Van’ın en işlek yeri olan Cumhuriyet Caddesi’nde bir basın açıklaması yapmak istedik. Fakat polis, halkı çağırdığımız yere ulaşamadan bizi ablukaya aldı. O ablukada şimdiye kadar hiç görmediğimiz gazlarla müdahale yapıldı. Milletvekillerimiz yaralandı.

Kaç kişiydiniz?

Halka doğru yürümeye çalışan 25-30 kişilik küçük bir gruptuk. 15 milletvekilimiz, belediye eş başkanlarımız, bazı meclis üyelerimiz vardı. Polis müdahalede bulunmak isteyince bulunduğumuz yerde oturup konuşma yapmaya çalıştık. Bunun üzerine gaz sıkıp üstümüze çullandılar. Saçımı çektiler, üstüme bastılar. O arada dizim yaralandı. Kırık yok ama dizim ezilip burkulmuş. Zaten tüm vücudum ezildiği için ağrılar içindeydim. Aynı şekilde milletvekillerimize tekmelerle, kalkanlarla vurdular. Milletvekilimiz Abdullah Koç’un yüzüne daha önce hiç görmediğimiz bir gaz sıkılmıştı. Kanserojen madde içeren gazı hastanede iki saat boyunca yıkayıp silmeye çalışmışlar. Ben de dizimden aldığım darbe yüzünden hastaneye kaldırıldım.

Sizinle söyleşiye gelirken konuştuğumuz şoför, “Vanlılar dişlerini sıkmış durumda ama kimse sesini çıkaramıyor” diyordu. 19 Ağustos’ta makamınıza kayyum atanmasıyla beraber burada nasıl bir halet-i ruhiye var?

Hakikaten herkes çok öfkeli ama burada 2016’da ilk kayyum atandığından beri ayda veya 15 günde bir ilan edilen bir eylem-etkinlik yasağı var. Bu uygulama zaten OHAL döneminde daimileştirildi. Dolayısıyla insanların öfkelerini, taleplerini basın açıklamasıyla ilan etmek istemesi bile çok ağır müdahalelere maruz kalmaları anlamına geliyor. Zaten herhangi bir basın açıklaması yapmak istediğimizde bizi hemen ablukaya alıp halktan uzak tutuyor, sonra da sanki marjinal bir grupmuşuz gibi bir algı yaratıyorlar. 2016’dan beri bu algıyı sürekli diri tutmak istiyorlar. Ama biz marjinal değiliz, halkız biz!

Önceki gün sosyal medyaya çok korkunç bir görüntü yansıdı. Bırakın HDP’lileri, CHP ve hatta bir AKP milletvekili bile bu şiddete isyan etti. Sonradan şizofreni hastası olduğu Valilik tarafından da kabul edilen genci bir grup polis kahvehanenin içinde linç edercesine dövüyor…

O lincin görüntülerini bir vatandaş gizlice çekmiş ama görüntüsü olmayan, buna benzer binlerce olay var. Son dört yılda gerçek mermilerin kullanıldığı, ağır şiddetin uygulandığı, gözaltı araçlarında korkunç şiddetin uygulandığı sayısız olaya şahitlik ettik. Kolluk güçlerine bunun için hem yetki hem de cesaret verilmiş durumda. 2016 yılında yapılan yasal düzenlemeler bu şiddeti, işkenceyi doğrudan teşvik edici mahiyette. Şu an konuştuğumuz HDP İl Binamız dört yıldır sıkı bir gözetim altında. Buraya girip çıkan herkes tek tek kayıt altına alınıyor, binamız dinleniyor. Seçim kampanyası sırasında da bu böyleydi. Hatta bazı dönemlerde binamıza gelip gidenlere GBT kontrolü bile yapılıyor. Zaten HDP’nin yerelde herhangi bir biçimde siyaset yürütmesine, basın açıklaması bile yapmasına engel olunuyor. Kayyumun atanmasıyla beraber bize yönelik saldırganlık had safhaya ulaşmış durumda.

‘AKP’Lİ ADAYIN BABASINA BİLE ARAÇ TAHSİS EDİLMİŞ!’

Size yönelik bu uygulamaları yürüten mülki amir, 19 Ağustos’tan itibaren artık sizin belediyedeki koltuğunuzda da oturuyor. Makamınıza kayyum atanmasına gerekçe olarak İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı bazı hususlar var. Bunlardan biri örgüte para aktarıldığı iddiası. Van Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir faaliyeti oldu mu?

Bu hem dayanaksız hem de çok komik bir iddia. Böyle bir şeyin olması söz konusu bile değil. Van Büyükşehir Belediyesi, önceki kayyum döneminden kalan 1,5 milyar TL’lik bir borcun altında ezilen ve 31 Mart’tan beri bir kuruş harcayamayan bir belediye. Belediyeyi geri aldığımız 31 Mart itibariyle mali tabloda görünen borç 1.2 milyar TL’ydi. Bu, o gün itibariyle muhasebeleşmiş borçtu. Ama belediyenin diğer borç kalemleri de eklendiğinde, biz orayı 1,5 milyar TL borçla devraldık. Bununla beraber belediyedeki hasar sadece borçtan ibaret değildi. Belediyenin bel kemiğini oluşturan nitelikli iş gücünün önemli bir bölümü KHK’larla ihraç edilmişti. İşten atılanların yerine getirilenler de kalifiye değildi. Dolayısıyla belediye çalışamaz hale getirilmiş, çalışabilecek nitelikli personel yok ama personel fazlası var! Peki biz hangi kaynakla, hangi güçle örgüte yardım yapmışız? Böyle bir şey yok. Biz geldiğimizden itibaren harcama değil, sadece tasarruf yaptık.

Nasıl bir tasarruf yaptınız?

Görevdeki dört ay boyunca gereksiz giderleri önleyerek tasarruf yapmaya çalıştık. Makam saltanatına son verdik. Kayyum döneminde daire başkanlarına, şeflere, müdürlere, ilçelerdeki kayyumlara, kayyum eşlerine, hatta AKP adaylarının babalarına tahsis edilen araçları geri çektik mesela! Ki bu da 190’dan fazla araçtı. Belediye başkanının, daire başkanlarının, genel sekreterlerin belki makam aracı olabilir. Ama şeflerin, müdürlerin, yahut Gevaş Belediyesi kayyumunun, eşinin aracını neden Büyükşehir Belediyesi tahsis etsin! Gevaş’taki AKP adayının babasına neden belediye araç tahsis etsin? Keza Van Büyükşehir Belediyesi’nin adayına neden belediye araç tahsis etsin?

‘KAYYUMUN ‘ŞEHİT AİLESİ’ ADIYLA ALDIĞI ÜÇ KİŞİNİN NE İŞİNE SON VERİLDİ NE YERİ DEĞİŞTİRİLDİ’

Tüm bunları daha önce kamuoyuna açıkladınız mı?

Biz tüm bunlarla ilgili bilgileri, yapılmış ihalelerdeki usulsüzlüklere ilişkin dosyaları hazırlıyorduk ve kayyum atanmasaydı teker teker kamuoyuna açıklayacaktık.

Araçlar dışında ne tür tasarruf tedbirleri aldınız?

Mesela Kocaeli Parkı’nda belediyeye ait bir restoran-kafe var. Burası sürekli zarar ediyordu. Araştırınca ortaya çıktı ki, her gün 400 adet kahvaltı valiliğe, emniyete ve başka kurumlara yollanıyor. Bu kurumlara yüzde 40 indirim uygulanıyor. Belediyeyi devralışımızdan iki ay öncesine kadar her ay 240 bin lira zarar eden ve belediye bütçesinden kaynak aktarılan bu işletmedeki kaçak musluğu kapatınca, burayı normal bir işletme hâline getirince kâr etmeye başladık. Buna benzer çok sayıda kaçak musluğu kapattık.

Aleyhinizdeki iddialardan biri de kayyum döneminde işe alınan “şehit yakınlarını” işten çıkarttığınız, mobbing uyguladığınız yönünde…

Bakın, bir kere bizim belediyeye kayyum döneminde “şehit ailesi” adıyla alınan üç kişinin ne yeri değiştirildi ne de işlerine son verildi. Dolayısıyla bu yöndeki iddia külliyen yalan.........

© Gazete Duvar