We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

AKP çökerken…

254 17 0
16.09.2019
AKP, dağılıp yokuş aşağı inerken son bir hamle olarak HDP’ye tutunuyor ve onu aşağıya çekerek yukarı çıkmaya çalışıyor. Fakat AKP, son zamanlarda sadece eski kadrolarını değil aynı zamanda eski kurnazlığını ve aklını da yitirdi. Yaptığı “ince” hamleler artık elinde kalıyor, kaba-saba hale geliyor. HDP Diyarbakır il örgütü önünde başlatılan gösterinin getirildiği nokta, AKP’nin böylesi bir hamleyi bile artık kendi lehine sonuçlandırma kabiliyetinden yoksun olduğunu göstermiyor mu?

Yakın zamana kadar AKP’nin dağılma sürecine girdiğini söylemek ‘Pollyannacılık’tı. Artık değil.

Hatta yakın zamana kadar AKP’nin dağılma sürecine girdiği sanrısına kapılmanın sonucu, politika üretememekti. Şimdi tam tersi: AKP’nin dağılma sürecine girdiği tespiti yapmanın sonucu politika üretememek oldu.

Üstelik demokrasi güçleri bu tespitten hareketle geleceğe ilişkin ivedi bir politik hazırlığa girişmezse, AKP’nin dağılmasının onlar açısından kurtuluşla değil, yeni bir milliyetçi cephe üzerinden şimdikini bile aratacak bir kuşatılmayla sonuçlanması kaçınılmaz olabilir.

Bu olasılığa geçmeden önce, gözle görüleni tespit etmeye çalışalım.

Bir kere parti içinde kaynayan kazanlara dair bildiklerimiz, bilmediklerimizin binde biri olduğu halde, AKP’nin bırakın ülkeyi, artık kendisini bile idare edemeyecek hale düştüğü görülüyor.

Bunu anlamak için illa büyük resmi görmeye de gerek yok. Ülke idaresinin ne halde olduğunu bazen küçük örnekler de anlatmaya yetiyor.

Misalen; T24’ün, yurtdışına gönderdiği beş çiftçinin PKK’yle irtibatı olduğu iddiasıyla görevden alınıp yerine kayyım atanan Hınıs Ziraat Odası Başkanı Abdulsamet Demir’in ikinci kayyımın yerine kayyım olarak atandığı haberinin başlığı: “Görevden alınarak yerine kayyım atanan başkan, yerine atanan kayyımın yerine kayyım olarak atandı.”

Bu haberin anlamı şu: AKP, devlet idaresinde bocalıyor. Elinde tuttuğu ip ayağına dolanıyor. Boşa koyunca dolmuyor, doluya koyunca almıyor.

Parti idaresine gelince…

AKP, 23 Haziran’a kadar da kendi içindeki çözülmeyi devlet gücünü kullanarak görünmez kılmayı başarıyordu. Fakat özellikle Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan öncülüğündeki iki ayrı hizbin resmen AKP’den kopmasıyla beraber artık dağılmanın saklanacak yanı kalmadı.

Muhtemelen AKP ve liderliği özellikle bu iki oluşuma erken doğum yaptırarak daha büyük kopuşların önünü almak, safları çarçabuk netleştirtmek istedi. Fakat bu “ebelik”, çözülmenin engeli değil, olsa olsa kısa süreli erteleyeni olabilir. Aldığımız sınırlı duyumlar, edindiğimiz izlenimler, gördüğümüz sayısız alamet, bu intibayı güçlendiriyor.

Davutoğlu ve Babacan’ın kaynattığı kazanlar ihraç ve istifalarla AKP dışına taşınmış olsa da, hâlen parti içinde kaynayan başka kazanlar da var. Zira batan geminin mallarından nemalanmak, küçük de olsa paylar almak isteyenler sadece ayrılan veya atılanlar değil. Partinin çöküşüyle beraber kopması beklenen fırtınaya herkes kendince hazırlık yapıyor.

AKP, kendi içindeki bölünmenin veya ayrışmanın erken doğumunu yaptırırken, eşzamanlı olarak HDP karşıtlığı üzerinden bir gürültü koparıyor. Böylece........

© Gazete Duvar