We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Doktor bana doğruyu söyle!

68 7 12
04.12.2020

Sağlık çalışanları, özellikle de hekimler arasında çok anlatılan bir fıkra vardır. Belki bir zamanlar yaşanmış bir olayın allanıp pullanmış halidir bu: Anadolu’daki yolu izi olmayan köylerden birinden hayatında ilk kez sağlık sorunu sebebiyle çıkan genç bir kadın, yakınlarıyla birlikte doktorun muayenehanesine girer. Yalnız kaldıklarında kırık dökük derdini anlatır ona. Sıra hastayı muayene etmeye gelmiştir. “Soyun kızım” der doktor. Genç kadın cevaben mahcup bir edayla: “Önce sen soyun doktor bey” der. Soyunması istenen hastanın kadın, isteyenin erkek olmasından; kadının talep edilen şeyin cinsel ilişki olduğunu düşünmesine rağmen, koşullu olarak teslim olmasından ve hatta bundan hoşlanmış olduğu imasından mütevellit cinsiyetçi bir tonu da olan fıkra, tıp ilmi karşısındaki teslimiyetimizi de ortaya koyar. Sağlığımız, hatta hayatımız söz konusu olduğunda karşımızda duran bir otorite, bir kahraman, bir can simididir. Bilmediğimiz bir dilden konuşur, kalbi durdurup yeniden çalıştırır, gözün önündeki perdeyi alır, işlemeyen bir organı işler hale getirir, öteki dünyanın kapısından çevirir. Bir tür büyücüdür çoğu insan için hekim. Muayenehane kapısında beklerken de, içerde derdimizi anlatır, teşhisin ne olduğunu kavramaya çalışırken de gerginizdir genellikle. Sıkıntımızı tam tarif edemez, sorulan soruları anlayamaz, sorularımıza verilen cevapları, tetkik sonuçlarımızı yorumlayamayız.

Fakat yıllar içinde hekimler ve görev yaptıkları kurumlar arasındaki kıyasıya rekabet hekim-hasta ilişkilerini bir ölçüde yumuşattı. Hiyerarşik ilişkiyi tamamen ortadan kaldırmasa da, hekimi daha anlayışlı, hastayı ise daha özgüvenli yaptı. Bunda hasta hakları ve tıbbi etik tartışmalarının kamuya açık ortamlarda daha çok konuşulması, hatta hasta haklarını korumaya yönelik bir mevzuatın oluşturulması, tıp eğitiminde ve sağlık hizmetlerinde, bu konuda özveriyle çalışan akademisyenlerin, meslek örgütlerinin çabasıyla deontolojinin daha fazla yer tutar olmasının da payı var.

Hekimler arası rekabeti arttıran faktörlerden biri, ülkedeki tıp fakültesi ve dolayısıyla hekim sayısının artması. Diğer sebepler ise AKP Hükümeti’nin sağlık politikalarının sonucu olarak devlet hastanelerinden daha geniş mekana, daha fazla donanıma ve insan kaynağına sahip özel ve vakıf üniversitelerine bağlı hastanelerin/kliniklerin hizmete girmesi ve de özellikle doğurganlığı arttıracak yeni tedavi yöntemleri ile estetik operasyonların çeşitlenip yaygınlaşması. Bu rekabeti, hastayı büyük ölçüde müşteri olarak gören özel hastanelerin çalışanlarına yönelik performans baskısı daha da acımasızlaştırıyor. Memleketteki uzman hekimlerin parmakla sayılacak kadar az olduğu dönemlerde gazete ilanlarına, sonraları binaların gövdelerindeki gösterişsiz tabelalara, kartvizitlere yazılan, hastaların kabul günlerinde, otobüs yolculuklarında, hastane koridorlarında, aile toplantılarında birbirlerine tavsiye ettikleri hekim isimleri, internet çağında ilk olarak vesikalık fotoğrafların sol üst köşeye oturtulduğu web sayfalarına yerleşti. Arama motoruna sağlık sorununuzu yazdığınızda bunlardan onlarcası önünüze dökülüyordu. Hatta bazılarına e posta atarak soru bile sorabiliyordunuz. Uygun bulursanız randevu alıp gidiyordunuz.

Fakat çoktandır, bir hekimin sadece işini çok iyi ve özenle yapıyor olması ve iletişim bilgilerini, uzmanlık alanlarını web sitesinden duyurması yeterli olmuyor. Kamusal görünürlüğü olan, güven verici, belagati kuvvetli, mümkünse eğlenceli ve hatta fiziksel olarak çekici olması gerekiyor. Özellikle özel hastanelerde çalışan veya muayenehanesi, kliniği olan hekimler yıllar önce televizyon ve radyo programlarına konuk olarak bu koşulları yerine getirmeye çalışıyorlardı. Başlarda televizyon kanallarının sabah kuşaklarında veya radyo programlarının içinde bir bölüm olarak yer alan sağlık köşeleri, zamanla müstakil programlara dönüştü. Hastalıklarından konuşmak isteyen bu kadar kalabalık bir kesim varken sabah kuşağı programlarını hekimlerin işgal etmeleri hiç de şaşırtıcı değil. Daha çok ev kadınlarının ve yaşlı nüfusun izlediği düşünülerek sabah........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play