We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Adet kanına özgürlük!

70 16 28
29.01.2021

Ergenliğe doğru yol alırken, annem artık kadınlığa dair bazı bilgileri öğrenmem, tecrübeleri edinmem gerektiğini düşünmüş olmalı. Buna da şükür. Çünkü bazılarını, özellikle de duygusal ve cinsel ilişkilere dair olanları hiç bilmeden yaşasam daha iyi olacaktı onun için. Çünkü ona da böyle öğretilmişti. Fakat öğrenmemi uygun gördüğü bu kadarcık bilgiyi bana bizzat aktaramayacak kadar tutuk, bunları uluorta konuşamayacak kadar tutucuydu. “Tutmak”tan türeyen bu fiilin özellikle kadınların hayatına ne kadar hakim olduğu da ayrı bir yazı konusu. Ona göre, içinde tuttuğu bu bilgi ve deneyimler kadınlığın belası, ayıbı, hatta günahı nevinden şeylerdi. Daha önce bir kız çocuk büyüttüğü için olsa gerek, adet kanamasına hazırlıksız yakalanmanın travmatize edici bir tecrübe olduğunu fark etmiş olmalı, diye düşünüyorum. Fakat üzücü olan, bu konuda gerekli tecrübe aktarımını, bunun olumlu yanlarını, bilinmezlik karşısındaki teskin edici malumatı kendisi değil benden bir iki yaş büyük kuzenimin vermesini uygun bulmasıydı.

Ben 9, kuzenim 12 yaşındaydık. Kuzenim yaşının ötesinde bir bilgiçlik seviyesindeydi ve adet kanamasını yakın zamanda yaşamıştı. Duygu durumunu, ihtiyaçlarını, beklentilerini ebeveynine aktarmakta ve onlardan taleplerde bulunmakta benden daha cesur ve karşılığını almakta daha şanslıydı. Ama ne de olsa çocuktuk ikimiz de. Haliyle bu bilgi ve tecrübe aktarımı bende bir rahatlama yaratacağına beni paniğe sevk etmişti. Çünkü, kuzenim beni bir köşeye çekip dünyanın sırrını fısıldayacakmış gibi esrarengiz bir tavır takınarak adet kanamasını bana şöyle tarif etmişti: “Zamanı gelince bütün genç kızlar vücutlarının bir yerinden kan akıtırlar. Yakında senin de başına gelecek!” Siz olsanız bu kaçınılmaz ve dehşet verici deneyimi nasıl canlandırırsınız gözünüzde? Kan akıtmak. Hem de vücudun neresinden akacağı belli değil. Sizi bilmem ama kanın vücudun neresinden akıtılacağını sormayı akıl edemeyecek kadar allak bullak olmuş benim zihnimde hemen şu sahne canlandı: Bir jilet veya bıçak alıyorum, bir yerimi kesip oradan kanın sızmasını sağlıyorum. Bunu yapmazsam hep çocuk kalıyorum. Ve elbette bunu yaparken çok acı çekiyorum. Allah'ım kadınlık ne zormuş! Boşuna hep erkek olmak istememiş, erkekleri taklit edip onların paçalarından ayrılmamışım o yaşıma kadar.

Bu konuşmanın geçtiği mekanı da fark ettiğiniz üzere hiç unutmuyorum. Hava pırıl pırıl ve bahar davetkardı. Fakat duyduklarım beni kara bir kışa sürüklediği için, koşa koşa dayımın otomobiline gidip arka koltuğa uzandım. Korkudan titreyerek, bir cinsiyet kazanacağım derken kaybedeceklerimi düşünüp bu yeni bilginin ve yeni dönemin karanlık tüneline adım attım. Kaybedeceğim şeyin sadece her ay bir miktar kan olmadığını kısa sürede anlayacaktım. Çünkü bundan sonraki süreçte algıda seçicilik gereği bu konu açıldığında kulaklarımı dikiyordum. Belki de benim kulağıma gitsin diye sık sık bu konu açılıyordu evde. Mesela anneannem, Kur’an okumak için ahbaplarıyla toplandığı bir gün, filancanın kızının “kirlendiği” halde sokaktan eve girmediğini, oğlanlarla koşturup durduğunu anlatıyor, yaşıtlarının kınayan nidaları eşliğinde kirlenmiş kızı ve annesini kınıyordu. Komşulardan biri, kirlendiğini........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play