We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sahi İsrail hiç mi afallamadı?

909 118 334
28.09.2018
İsrail, artık kendinden ne kadar eminse, 17 Eylül’de Suriye’nin Lazkiye kentinde bir tesise saldırırken hassas donanımlı Rus istihbarat uçağını kendine siper etti. Bir tuzakla gelen bu ‘dost ateşi’ bir ihtimal Moskova ile Şam’ın arasını açsaydı Tel Aviv için ballı bir sonuç olurdu. Lakin bu bir hesap hatasıydı ve öyle olmadı.

Artık Suriye, Ortadoğu’yu yeniden yoğurmaya kalkışan ABD ile bölgeye bir ‘Sovyet dönüşü’ yapmaya çalışan Rusya arasındaki nüfuz savaşının bir aynası.

Sovyetler’in kartlarını rahat oynatabildiği dönemlerde İran ve Irak Amerika’nın, Mısır Rusya’nın yanındaydı. Suriye’nin yeri aynıydı. Süveyş Kanalı krizi sırasında İngilizlerin, daha sonra Amerikalıların yegâne derdi Cemal Abdunnasır’ın köpürttüğü pan-Arabizm’in önünü kesmekti. O vakit başta Irak olmak üzere Amerikancı Arap bloku, Suriye’ye saldırsa da bölgesel bir savaş çıksa, bu savaş Mısır’ı da içine alsa, böylece İsrail rahatlasa, Sovyetler de gününü görse diye avuçlarını ovuşturup duruyorlardı. Amerikan çıkarlarını korumak için Demokrat Parti Türkiye’sinin Lübnan ve Irak’a asker çıkarmasına ramak kalmıştı. 2011’de Suriye’nin başına vekâlet savaşını bela eden hesabın arkasındaki motivasyonlardan pek farkı yoktu.

İsrail’in 1967’de Araplarla savaşında galip çıkması, Abdunnasır’ın Rus yardımına rağmen Sina’yı geri alamaması ve nihayetinde ABD’nin 1979’da Camp David Anlaşması ile Ortadoğu’da kendi düzenini kurması, başı Afganistan’da belaya giren Sovyetler’in Arap iç işlerinden çekilmesini beraberinde getirmişti.

Yine o dönem İsrail’in güvenliğine ayarlı Amerikan politikasında İran ve Suudi Arabistan’ın yeri hayatiydi. İsrail’e ‘Arap öpücüğü’ sayılan Camp David’le Amerikan düzenindeki sacayağında dizin değişmiş; İran’ın yerini Enver Sedat’ın Mısır’ı alırken Suudi Arabistan petrol tedarikçisi ve ‘operasyonlar finansörü’ olarak yerini korumuştu.

***

Rusya, 2015’te Suriye savaşına müdahil olarak Ortadoğu’da yeniden kendi hikâyesini yazmaya koyulduğunda Sovyetler’den bakiye müttefikine vefasını gösteren ama İsrail’i de kollayan bir yol haritası tutturdu. İsrail, Suriye’de her istediğini yapabileceğine dair özgüvenini Rusya’nın kendi radar ve füze sistemini köreltmesine yani bu ülke üzerindeki hava sahasını kapatmamasına borçluydu. Aynı şey IŞİD ile savaş gerekçesiyle Suriye hava sahasında aktif olan ABD ve müttefikleri için de geçerli.

İsrail bu sayede, en aymaz ve en dokunulmaz halde Suriye’yi felç etme hakkını kendinde gördü. Rusya, kalkan olduğu Suriye’yi bu şekilde aşağılayan İsrail’e göz yumdu, ‘İran gerekçeli’ saldırganlığına tahammül etti.

İsrail, artık kendinden ne kadar eminse, 17 Eylül’de Suriye’nin Lazkiye kentinde bir tesise saldırırken hassas donanımlı Rus istihbarat uçağını kendine siper etti. Suriye savunması, Rus SA-5 füzesiyle İsrail jetlerine niyet Rus IL-20 uçağını vurdu. Bir tuzakla gelen bu ‘dost ateşi’ bir ihtimal Moskova ile Şam’ın arasını açsaydı Tel Aviv için ballı bir sonuç olurdu. Lakin bu bir hesap hatasıydı ve öyle olmadı. Moskova, Tel Aviv’den gelen Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin başkanlığındaki heyetin 40 sayfalık hikâyesine ‘Lazım değil, sende kalsın’ muamelesi yaptı. Rus Savunma Bakanlığı 23 Eylül’de kendi radar görüntüleri eşliğinde Rus uçağını F-16’ların........

© Gazete Duvar