We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çiçekler ve dikenler

27 38 17
06.03.2021

Geçtiğimiz günlerde devletliler, “İnsan Hakları Eylem Planı” adında bir metin açıkladılar. Türkiye’ye yıllardır tanıklık edenler için pek ciddiye alınacak yanı yoktu açıkçası ki bu nedenle tepkilerin çoğunluğu ironi içeriyordu. Ayrıca, bir yerde insana dair hak açıklanıyorsa orada haksızlık olduğunun kabul edildiğini de düşünmek gerekir değil mi? Ancak bu eylem planının kapsadığı insan kim sorusu başlı başına üzerinde durmayı hak ediyor bana kalırsa. Bunu tartışmaya sebeplerden biri bildiri okunurken kurulan şu cümle mesela: “Bir çiçeğe su verirken, az su vermek onu kuruturken, fazla su vermek de onu soldurur. Susuzluktan boynu ekilmiş bir çiçeğe su vermek adalet iken, dikene su vermek zulüm olabiliyor.” İnsan türü Neolitik Dönem itibariyle bir ayıklama işlemi başlatıyor doğada, James C. Scott buna “basitleştirme” adını verir, “florada faydalı bulduğu belirli türleri geliştirip, gereksiz bulduğu diğer türleri engellemek”(1) diye tanımlar kısaca, bunun anlamı türümüze yararlı olanın veya estetik görünenin korunması, zararlı görünenin ayıklanmasıdır. Bu ayıklama faaliyetinin yorumunu biraz genişletip, devlet politikaları ekseninde düşünürsek şöyle bir yoruma ulaşabiliriz. Bir devlet kendi sınırları içinde yaşayan ve onun iktidarını aşındıran gruplara “diken” muamelesi yapabilir, ona dair tüm hakları askıya alarak, onu ayıklanması gereken bir şey olarak tahayyül edebilir. Sulanması, büyütülmesi gereken “çiçek” devletin yararına olanken, su verilmesi zulüm olarak görünen “diken” onun gücünü eksiltme ihtimali taşıdığı için yok edilmesi gereken olarak kurulabilir.

O zaman şu soruyu sormak gerekir, bu bildirinin muhatabı olan insan kimdir? Bu coğrafyada yaşayan tüm insanları kapsamadığı aşikâr değil mi? Çiçekler, devlet iktidarını içselleştirmiş, onun gücünü arkasına alarak, sulanmayı hak edenler; dikenler, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, LGBTİ lar, KHK’lılar, hakları için direnen işçiler dersek aşırı yorumlamış olur muyuz, sanmıyorum.

Memleket tarihine baktığımızda, bu ülkede farklı olana uygulanan politikalar gösteriyor ki iktidarın tahakküm kuramadığı tüm gruplar ayıklanması gereken “dikenler” olarak tahayyül ediliyor, devlet iktidarı için zararlı görülen farklı gruplar, “insandışılaştırma” pratiğiyle karşı karşıya bırakılıyor, kendisine benzetemediğine yaşam alanı tanımamak, hakkını gözetmemek de bu politikanın parçası. Karşısındakini........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play