We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nasıl 'terörist' oldum?

85 48 38
14.01.2021

Bilmeyenler için söyleyeyim. O zamanlar yürütme organı olan Bakanlar Kurulu, kamu hukukumuzda ilk defa karşılaştığımız bir kavram olan “terörle iltisaklı” olduğum gerekçesi ile adımı bir olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi ekli listesine koydu ve 7 Şubat 2017’de kararname Resmi Gazete’de yayımladı. Üzerinden bir yıl geçtikten sonra, 3 Mart 2018’de, yasama organı hiçbir biçimde kanun vasfı taşıyamayan bu ekli listeleri kanun olarak adlandırdı; adım yeniden Resmi Gazete’de yayımladı. Henüz yargı organına ulaşamıyorum, o ortalarda yok. Arada Anayasa Mahkemesi bir görünüp kayboldu. Hayır, terör değil; ifade özgürlüğü, akademik özgürlük gibi hukuki paragraflardan oluşan bir karar verdi. Ama işte o kadar. Olağanüstü hal yürütmesi, olağanüstü hal yasaması karar vermiş ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu ölü taklidi yapmayı tercih ederken Anayasa Mahkemesi’nin kararının bir kıymeti harbiyesi yok tabii. Bu durum insanda çok değişik bir ruh hali yaratıyor. Yanlış anlaşılmasın, hukuk devletinden, öngörülebilirlikten, diktatörlük kurumunun tarihsel ve güncel kuruluşunun anayasa hukukundaki konumundan falan bahsetmeyeceğim. Bu yazı kendi üzerine düşünme eyleminin bir ürünü.

AKP Genel Başkanı, Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı, Anadolu ve Rumeli’de müteahhitlerin, köprü, HES ve madenlerin hükümdarı ve ontik olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son dönemde hemen her gün, hemen herkesi terörist ilan eden açıklamalarından, hele AKP MKYK üyesi Ömer Çelik’in tuhaf bir lapsus sonucu Türkiye’ye “terör örgütü” demesinden sonra düşünmeye başladığım şeyi yazacağım. Sürekli “terörist” olarak adı geçen ve “terörle iltisaklandırılan” potansiyel olarak memleketimin yarısından çoğunu oluşturan herkesi de şu soru çerçevesinde bir refleksiyona davet ediyorum: Nasıl terörist oldum, daha öncesinde böyle eğilimlerim var mıydı, nedeni ne olabilir?

Kaçınılmaz olarak çocukluğuna gidiyor insan. Babam işçiydi. Annem ise evimizin işlerini yapardı. Buradan başlamak iyi olabilir belki. Babam emekli olduktan sonra bir şeftali bahçesi satın aldı ikramiyesiyle. İlkokula başladığım yıl kırsal faaliyete geçtik. Hem işçi hem köylü bir kökenim var. Kışları kentte okuyor, yazları kırda çalışıyordum. Kent ve kır arasında bu med cezir başlatmış olabilir mi sakıncalı hayatımı? Daha çok sorumluluğu var kır hayatının belki; bir ağacın nasıl büyüdüğünü, ne şartlarda meyve verdiğini ve hayatımızı devam ettirmemizi sağladığını görmek var. Bunu gördükten sonra ağaca, toprağa bağlanmak, ona düşman olanı düşmanın bilmek var. İçime zehri akıtan o canım ağaçlar mı oldu? Siyanür denen zehrin topraklarımızın üzerinde gezmesine izin verenlere bu nedenle düşman olmuştum mutlaka. Çocukluğun kent hayatını da es........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play