We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Militan tartışması ve devleti ele geçirmek: Hayaldi gerçek oldu

95 29 17
28.01.2021

Militan tartışması, neden bu kadar büyük gerilimlere, suç duyurularına neden oldu anlamak güç. Belki kavramın “yerli ve milli” olmamasındır. Latince militantem, savaşta hizmet etmiş, sonradan, on beşinci yüzyıldan itibaren eski Fransızcada savaşa dahil olan, savaşan anlamında kullanılıyor. Günümüze varan haliyle, siyasal değişim için doğrudan eylemi kullanan ya da savunan; savaşkan karakterli ya da eğilimli anlamını ediniyor. (1)

İçişleri Bakanı, Berhan Şimşek ve Kemal Kılıçdaroğlu’na neden bu kadar hiddetlendi anlamış değilim. Şimşek, militan değil de AKP’nin kutlu davası için savaşan valiler, kaymakamlar deseydi, yerli ve milli eleştiri yapsaydı bu gerilim çıkmaz mıydı acaba? Çünkü bakan onlarcasını gazetelerden bulabileceğiniz şu habere hiçbir suç duyurusunda bulunmamıştı: “AKP İlçe Başkanlığı’nın muhtarlarla düzenlediği toplantıya ilçe emniyet, sağlık, milli eğitim, nüfus müdürü ve devlet hastanesi başhekiminin katılmasına CHP’den tepki geldi.” (2) Türkçede yazılmış herhangi bir idare hukuku kitabını açtığınızda, devletin genel yönetiminin taşra örgütü içinde yer alan ilçe yönetim kurulunun kaymakam başkanlığında toplanan bu kişilerden oluştuğunu görürsünüz. Burada kaymakam yok, AKP ilçe başkanı başkanlığında toplanmışlar. CHP ilçe örgütü de bunu eleştirmiş, “devlet kurumlarının müdürlerinin AKP’nin siyasi propaganda çalışmasında ne işi var demiş”, ama suç duyurusu gelmemiş.

İl düzeyinde şöyle işliyor: Mesela Diyarbakır’da seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı’nın yerine kayyum olarak atanan vali Hasan Basri Güzeloğlu, AKP teşkilatlarının toplantısına başkanlık ediyor. (3) Herhangi bir idare hukuku kitabı valinin il genel yönetiminin başı olduğunu, il genel yönetimini koordine etmekle yükümlü olduğunu yazar. Diyarbakır örneğinde ise tam başarı var; belediye ile vilayet, vilayet ile parti teşkilatı birleştirilmiş. OHAL KHK’si ile getirilmiş kayyum düzenlemesi bunu sağlamış. Bu toplantı AKP’nin davasının devleti ele geçirdiği şeklinde çok eleştirildi ama suç duyurusu gelmedi.

Taşra teşkilatında kalarak devam edelim. AKP Kayseri İl Başkanı İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin görevden alınarak yerlerine hangi isimlerin atandığını duyurdu. (4) Muhtemelen il yönetiminden sorumlu olan vali ile aralarında münasip bir iş bölümü yapılmış. Milli eğitim müdürleri konusunda partinin kutlu yürüyüşünün neferi olan sendikanın, Eğitim Bir Sen’in katkısını da unutmayalım. Onlar da Diyarbakır Hani’de olduğu gibi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderdikleri listeyle okul müdürlüklerine atanacak olanların girecekleri mülakatlarda kaç puan almaları gerektiğini, adayların hangi tarikatın hangi kolundan olduklarını bildirmişler. (5)

Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına; TRT’ye, üniversitelere değinmeden olmaz. TRT’de kutlu davanın propagandası müstebit Abdülhamit’in ağzından ağır ağır süzülen cümlelerle yapılırken üniversiteler partinin davasında en az bir dönem tutunmuş güvenilir kişilere emanet ediliyor. Boğaziçi Üniversitesi’ne, AKP davasını taşıma iddiasını milletvekili adayı olarak ifade eden, sanal akıncıların (militan demek, sözcüğe haksızlık olur mu?) kurucusu Melih Bulu, Ankara Üniversitesi’ne dört dönem AKP milletvekilliği yapmış Necdet Ünüvar atanıyor. Üniversiteler konusunda biraz utanıyorum açıkçası, okumayan kaldıysa diye Ümit Kıvanç’ın “O geçemediğiniz dil değil, ahlak barajı” başlıklı yazısını (6) önermekle yetineyim.

Yargı organındaki devlet parti bütünleşmesi, Fethullahçı çetenin açtığı yolda, gösterdiği hedefte ilerliyor. Bunun kanıtı olarak AYM’ye yapılan son atamayı göstermeyeceğim. Yüksek Mahkemelerde üye sayılarının ne sıklıkla, hangi tarihlerde değiştiğine, dairelere atamalardaki inceliklere bakmanız........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play